“FARKLI CEPHELERDEN ÇANAKKALE ZAFERİ” PANELİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı tarafından “Farklı Cephelerden Çanakkale Zaferi” paneli düzenlendi.

Eğitim Fakültesinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü yapan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Şafak Balı, Çanakkale Savaşının bütün dünyaya örnek gösterilebilecek askeri başarı hikayesi olduğunu söyledi. Bugünlerin anlam ve önemiyle Çanakkale arasında çok doğrusal bir ilişki gözlemlediğini ifade eden Balı, “Çanakkale Osmanlı’dan sonra Yüce Türk milletinin tüm dünyaya karşı başkaldırısını sembolize etmektedir. Daha önemlisi bugün için bizi daha çok motive etmesi gereken boyutu yeniden büyük bir millet olma şuurunun şahlanışıdır. Orada ülkenin dört bir yanından her etnik kimliğe sahip insanın kucak kucağa savaştığını ve öldüğüne şahit olduk. Çanakkale ülke için gözünü kırpmadan hayatını feda edenlerin hikayesidir. Bugünlerde o şuura çok ihtiyaç olduğu kanaatindeyim” dedi.

Çanakkale Savaşı Dünya siyasetini değiştirdi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Turan Akkoyun ise “Çanakkale Zaferinin Tarihi Analizi” başlıklı sunumda Türk milletinin tarihte seçkin bir yeri olduğunu söyledi. Akkoyun, “Tarih boyunca devam eden yerli ve yabancı kaynaklarda varlığını tespit ettiğimiz ve bu tespiti sürekli gördüğümüz Türk milletinden bahsediyoruz. O Türk milleti 19. yüzyılda büyük ölçüde geri çekilerek büyük sıkıntılar yaşamış. 19. yüzyılın sonunda ise II. Abdülhamid dönemi ile buna bir ara verilmiştir. II. Abdülhamid dönemi bilhassa eğitim, askeri ve ulaşım alanında hamlelerin yapıldığı dönem olmuştur” diye konuştu.

Çanakkale Savaşını kazandıran tabyaların daha savaş yokken II. Abdülhamid zamanında yapıldığını belirten Akkoyun, şöyle devam etti:

“Devlet adamlığı bugünün değil yarının adamı olmaktır. Çanakkale’de şehit düşenlerin ve gazi olanların tamamının Abdülhamid döneminde çocukluğunu geçiren ve okullarında okuyan Türk insanları olduğunu görüyoruz. Emperyalizm ya da dünyayı kimin yöneteceği sorusu cevap bulurken Çanakkale önemli figürlerden biri olmuştur. Çanakkale Zaferi ile komünizmin kurulmasında da bağlantı vardır. Çünkü İtilaf Devletleri Rusya’ya yardım yapabilmiş olsalardı muhtemelen komünist ihtilal Rusya’da gerçekleşmeyecekti. Çanakkale, yüzyıllardır devam eden çöküntünün gerileyişinin dur denildiği yerdir. Türk’ün tekrar kendisini hatırlama imkanı bulduğu yerdir. Güvenini kaybettiği zamanda güç kaynağı olarak ilk akla yerlerden bir tanesi olacaktır.”

Ara sıcak savaşları başladı

AKÜ Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, “Bir Biyolog Gözüyle Anadolu” sunumunda 1918’lerde sıcak savaş dönemi içerisinde savaşacak ülkelerin birbirini bildiğini ve düşmanlarını tanıdığını söyledi. Erişmiş, “Hangisinin düşman olduğunu hep bilirsin. Öyle bir yüzyıla geldik ki buna soğuk savaş deniliyor. Ben buna artık soğuk savaş değil, ‘ara sıcak savaş’ diye nitelendiriyorum. Çünkü maşa olarak bir başka devleti, bir devlet tutuyor, o maşa ile kendi var olan ekonomisini de harcamıyor. Hatta o maşaya kendi bir takım ürünlerini de aldırtarak o savaşı idare ettirdiğinden dolayı bir ara sıcak savaşı olarak devam eden bir yüzyıl içerisine girdik” diye konuştu.  Anakaranın parçalanmasıyla Anadolu topraklarının nasıl oluştuğu hakkında bilgiler veren Erişmiş, şunları söyledi:

“Dünya medeniyetlerine baktığımız zaman ilk medeniyetler içerisinde Aztekler, İnkalar, Akdeniz Uygarlığı, Ön Asya Uygarlığı ve Orta Asya Türk Uygarlığı şeklinde bir ayrım yapılmış. Bu çerçeve içinde baktığımız zaman bulunduğumuz konum itibariyle Yunan, Mısır, Mezopotamya, İran ve Hint dediğimiz medeniyetler var. Yine Doğu’da bulunan Türk Medeniyeti dediğimiz böyle bir uygarlık çerçevesi içerisinde bir Anadolu oluşmuş. Anadolu medeniyetler beşiği konuma gelmiş durumda. Dünya’da Big Bang (Büyük Patlama) oldu ve bir parçalanma oldu. Bir parça koptu Güneş’ten ve bu parçalanma esnasında Dünya meydana geldi; soğudu ve anakara meydana çıktı. Bu oluşum sırasında tek anakara parçalanarak ayrılması söz konusu oldu. 200 milyon yıl içerisinde böyle bir ana kütle içinde yavaş yavaş Dünya anakaralarının oluşmasıyla bölünmelere ayrılıyor. Bu yaklaşık 200-250 milyon yıl önce başlayan bir olay. O dönemde Anadolu bir ada parçası ve çevresi tamamen su ile kaplı. Buralar tuz oranı yüksek denizle kaplı alanlar. Tuz Gölü bunun en basit örneği.”

Savaşı “kelimeler” başlatıyor

AKÜ Fen- Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatı Bölüm Başkanı ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Cüneyt Akın “Şiir ve Savaş” konulu sunumun da şiir ve savaş kelimelerinin bir arada kullanılmasının çok ironik olduğunu söyledi. Akın, “Şiir ve savaşın, edebiyat ile savaşın ne alakası var diye düşünebiliriz. Edebiyat ‘edep’ kelimesinden gelir ve ‘edep’ örtmek demektir. Oysa savaş dediğimiz şey her şeyi vahşetle, dehşetle ortaya saçar. İnsanlık tarihi toplamda 250 yıl savaşlardan uzak yaşamış. İnsan ile savaş yine ironik bir şekilde bir arada olmuş. Savaş ile edebiyatın hiçbir alakası olmaması lazım, çünkü edebiyat estetik bir mesele güzel ile alakası olması lazım. Savaşın güzel bir tarafını göremeyiz. Dolayısıyla böyle bir ironi var” diye konuştu.

İnsanı var eden ve kutsal yapanın kelimeler ve sözler olduğunu ifade eden Akın, şunları söyledi:

“Biz konuştuğumuz için kelimelerimiz olduğu için insanız. Bizi kutsal yapan şeyler de kelimeler. Söz çok büyülü bir şeydir. Bugün bile teknolojinin geliştiği bir çağda aslında sözlerle giriliyor. Bugün ‘demokrasi’ adı altında Irak veya Suriye topraklarına girilebiliyor.  Süslü, büyülü ifadelerle insanlar, toprakları fethetmek için savaş yapıyorlar. ‘Ben insanları öldürmek için giriyorum’ demiyor ya da ‘ben toprakları ele geçirmek için giriyorum’ demiyor ‘barışı getirmek için topraklara giriyorum’ diyor. Barış kelimesi çok büyülü bir kelime.  Barışı getirmek için topraklara giriliyor ve  işgal ediliyor. İnsanlar katlediliyor. Demokrasi çok güzel gibi gözüküyor ama pek çok kötülüklere de sebep olan bir kelime.”

İtilaf Devletleri başarısız oldu

AKÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Afyonkarahisar ve Batı Anadolu Bölgesi Arkeoloji Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Ümit Emrah Kurt ise Çanakkale’nin Doğu ile Batı’nın Asya ile Avrupa’nın çatıştığı bir arena olduğunu söyledi. Kurt, “Bu açıdan da Dünya tarihinde çok ciddi bir önemi var. Jeopolitik konumu nedeniyle Doğu ile Batı’nın birleştiği nokta olması sebebiyle bu özelliğe sahip olmuş ve tarih boyunca çok önemli savaşların cereyan ettiği bir alan olmuş” dedi. Çanakkale’nin stratejik konumu nedeniyle de tarih boyunca birçok savaşların meydana geldiği bir nokta olduğunu ifade den Kurt, şöyle devam etti:

“Bu savaşlardan en sonuncusu da 1915 Çanakkale Savaşı yani bizim deniz zaferimiz olmuştur. Tarih boyunca çok fazla önemli savaşlar olmuş. 1915 Çanakkale Savaşında daha önceki savaşların yansımalarını da burada görüyoruz. 19 Şubat 1915 tarihinde ilk saldırıyı İtilaf Devletleri yapıyor. Sıralı halde yaklaşık 16 tane gemileri var. Top atışları ile başlayarak boğaza girmeye çalışıyorlar. Boğazın baş kısmında konumlandırılmış bizim tabyalarımız susturulabiliyor ve belli bir yere kadar gidebiliyorlar. Savaşın ilerleyen aşamalarında çok ciddi hasarlar alan gemiler ise geri dönmek zorunda kalıyorlar. Yaklaşık 18 Martta kadar süren bir deniz savaşı söz konusu ve bu savaşta başarılı olamıyorlar. Daha sonrasında Gelibolu yarımadasına bir çıkarma planlıyorlar. Bu çıkarmadan sonra da kara savaşları başlıyor. Bu da bir yıla yakın süre sürüyor. 1916 tarihinden sonra da başarılı olamayarak geri çekiliyorlar.”

 AKÜ öğretim elemanları ve öğrencilerin katıldığı panel, soru-cevap ile sona erdi.