TÜBİTAK BAŞKAN YARDIMCISI PROF. DR. KORKUSUZ TÜBİTAK ARDEB VE BİDEB PROGRAMLARINI ANLATTI

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve AKÜ Teknoloji Transfer Ofisi tarafından “TÜBİTAK ARDEB ve BİDEB Programları Bilgilendirme Etkinliği” düzenlendi.

Etkinlik öncesi TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feza Korkusuz, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak’ı makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından gerçekleşen etkinliğe TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feza Korkusuz, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsa Sağbaş, Turizm Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, Veteriner Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Erkan Karadaş, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Yalçın, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Peker, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yücel Ocak, AKÜ Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Tayfun Uygunoğlu ile AKÜ öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

AKÜ Merkez Kütüphanesi toplantı salonunda düzenlenen etkinliğin açış konuşmasını gerçekleştiren AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, Prof. Dr. Feza Korkusuz’un yıllarını bilime adamış çok başarılı bir hekim olmasının yanında araştırma ve bilimsel çalışma alanında da Türkiye’ye yön veren değerli öğretim üyesi olduğunu ifade etti. Solak, “Eski bir TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi olarak sistemi bilen Feza Bey’in burada olması TÜBİTAK’tan proje almak ve proje uygulamak isteyen her düzeydeki bilim insanı için bir kazanç. Çünkü hayatta en önemli şey zaman; zamanını ayırıp buraya gelmesi hem üniversite Rektörü olarak bendenizin hem de dekanlarımın lehine. Çünkü bir gününü ayırmak demek bir sürü programını iptal edip buraya gelmesi demektir. Biz onun bilincinde olan yöneticileriz” diye konuştu.

“Tam inovasyon dönemi”

Afyon Kocatepe Üniversitesi hakkında bilgiler veren ve yapılan çalışmaları anlatan Solak, şunları söyledi:

“Üniversitemiz 1992 yılında kurulan 21 üniversiteden biri ve 27. yıla girdik. Bugün itibariyle ilçeler dâhil altyapımızı ve fiziksel şartlarımızın hepsini tamamladık. Mayıs ayında ikinci üniversitemiz bağrımızdan çıktı. 2006 yılında Uşak Üniversitesini kurmuştuk. Bu sene de Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesini kurduk. Oranın da hali hazırda öğretim üyesiyim ve Genetik Bölümünün Başkanıyım. Güzel bir kampüsle yeni yönetime teslim ettik. Bizde kampüs bol. Şehir merkezinde 3 kampüs, Bolvadin, Emirdağ, Sandıklı ve Dinar ilçelerimizde ise gerçekten de küçük ama çok şirin kampüslerimiz var. Diğer 10 ilçede de birer büyük binamız var. Toplam 48 bini aşkın öğrencimiz var. Bunun 37 bini şehir merkezinde. Biz önce fiziksel koşulları tamamlayalım ve öğrenci ve öğretim üyelerimize güzel mekânlar hazırlayalım diye 8 yıldır yoğun bir mücadele içinde olduk. Ama Allah’a şükürler olsun tamamladığımızı büyük memnuniyetle ifade ediyorum. Üniversite meydanı, öğrencilerimizin temel istekleri, laboratuvar, yemekhane, kütüphane ve ulaşım gibi benzeri şeyleri bitirdik. Diğer üniversitemizi de tematik olarak teslim ettik. Şimdi artık inovasyon çalışmaları hepimizin hedefi. 2016 yılında Teknopark’ı kurduk. 2017 yılında başladık. Şu anda 21. firma başvurusunu yaptı. Fatura kesmeye başladık. 5-6 milyonluk da fatura kestik. Bütün araştırmacılara Teknoparkımız açık. Temel bilimler, sağlığın bazı konuları, mühendisliğin bütün konuları, yeni ürün ve üretim, parça üretiminden blok üretime kadar hepsinde varız. Ardından Teknoloji Transfer Ofisini kurduk. Artık tam inovasyon dönemi. Ürün ve üretim elde etme dönemine geldik.”

“Nitelikli insana ihtiyacımız var”

“TÜBİTAK Projelerindeki Güncellemeler” isimli sunumuna geçen TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feza Korkusuz ise TÜBİTAK’ta 2018 Mart ayından beri bazı küçük değişiklikler yaptıklarını söyledi.  Çalışmaların belli noktaya geldikten sonra sahada anlatma gereği duyduklarını dile getiren Korkusuz, “80 üniversitede sunumlar düzenledik. TÜBİTAK, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilişkilendirilmiş bir kurum ve bu nedenle bakanlığımızın bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi olması ülkemizin bu doğrultudaki atılımını destekliyoruz. Bunun için önemli hususla var. Nitelikli insana ihtiyacımız var. Yani nitelikli insan olmadan hiçbir şey olmuyor. Nitelikli insanlar da nitelikli projeler yazıp bunları bize sunabiliyorlar. Onun için önce insan, sonra projelerin bize gelmesi temennisindeyiz” dedi.

Elektronik imza şart

Elektronik imza olmadan TÜBİTAK’ın artık başvuruları kabul etmediğini söyleyen Korkusuz, “En önemli husus herkesin TÜBİTAK başvurularında ister burs olsun ister proje olsun elektronik imzasının olması gerekiyor. En önemli değişiklik bu. Bunun nedeni ise daha önce biz ıslak imzalı evrak gelsin diye bekliyorduk. Bu bize yaklaşık 2-3 hafta zaman kaybettiriyordu.  Bunun dışında başvuru ve değerlendirme formlarında değişiklikler yaptık. Proje başvuru sisteminde 2 soru soruyoruz. Şu aşamada bir yaptırımı yok. Bunlardan bir tanesi disiplinlerarası proje mi sunuyorsunuz diye soruyoruz. İkincisi de bir çalışma yaptığınız zaman bunun çevreye olası zararlı bir etkisi var mı? Bunun da yaptırımı yok, sadece çevre bilinci oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“1002 projesini kotadan çıkardık”

TÜBİTAK projelerindeki güncellemeleri program bazından anlatan Korkusuz, “Yakında 1000 programı ile ilgili yeni bir çağrıya çıkacağız. Bu üniversitenin altyapısını gösteriyor. Biz 1000 programından üniversitenin insan kaynağını ve altyapısını görebiliyoruz. Bunun dışında üniversitenin yeterliliklerini ve yetkinliklerini analiz ediyoruz. Bunu iki başlık altında değerlendiriyoruz.  1002 programı hızlı destek programı olarak geçiyor. Hızlı destek programı, 7/24 çağrıya açık istediğiniz zaman başvuru yapmanıza izin veriyor. 45 bin liraya kadar bir projenin desteklenmesi söz konusu. Eskiden bu kotaya dâhildi. Bunu kotadan çıkardık. 1002 başvurusunu çok alıyoruz fakat nitelikli gelmediği için başvurular destek oranımız düşük ” dedi.

“1001 programında dünyada kabul görecek özgünlük arıyoruz”

TÜBİTAK’ın tüm programlarında özgün değerin çok önemli olduğunu vurgulayan Korkusuz, bütün çalışmaların orijinal olmasını istediklerini ifade ederken konuşmasına şöyle devam etti:

“Sadece 1005 programında özgünlük aramıyoruz. 1005 programında özgünlük değil, yapılabilirlik arıyoruz. Ulusal yeni fikirler ve ürünler programı bu daha çok meslek yüksekokullarında ve teknik okullardaki hocalarımızın başvurularını bekliyoruz. 3501 programı yine çok önem verdiğimiz programlardan biri. 3501 kariyer programı. Bu programın en önemli özelliği seyahat desteği daha fazla.  Kariyer programında olan arkadaşımız yurtdışında daha fazla kongreye katılsın, oradaki kişilerle tanışsın, yurtdışındaki derneklerle işbirliği yapsın onların yönetimine girsin, makalelerini yayınlasın, bildirilerini sunsun istediğimiz için seyahat desteğini fazla tuttuk. 1001 programı TÜBİTAK’ın çekirdeği ve bu yüzden de 1001 programında özgünlük istiyoruz. Uluslararası düzeyde rekabet edebilecek özgün çalışmaların buraya gelmesi gerekiyor. Bunun başka yolu yok. 1001 programına başvuruda bulunuyorsanız, tüm dünyada kabul görecek özgünlükte çalışmayı buraya sunmanız gerekiyor. 1001’de şöyle değişme oldu, eskiden proje ya kabul ediliyordu ya da reddediliyordu. Biz projelerde artık yüzde 10-12 arasında revizyon vermeye başladık. TÜBİTAK’ta ilk kez 1001 aracılığı ile tanışan varsa avans sistemini getirdik. Örneğin talep yurtdışından geldi, doğrudan 1001 programı ile tanışıyorsa biz onlara avans puan veriyoruz.  1001’den sonra önem verdiğimiz projelerden biri de uluslararası projeler. 48 ülkenin 60 kurumu ile anlaşmamız var. 1003 projelerimiz var, bu proje ile ilgili öncelikli alanları açıklayacağız. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor. 1003’deki önemli değişiklik öncelikli alanları daha erkenden ilan edeceğiz. İkincisi ise 1003 ile sanayinin 1511 projeleri yatayda birleşecek. 1007 projeleri ise kamu projeleridir. Kamu projesine başvuruda bulunabilmek için üniversitenin bakanlıkla birlikte gelmesi gerekiyor. Kamu projeleri ikiye ayrılıyor. Bir tanesinde kamunun gereksinimleri olan ihtiyaçlarını, diğerinde ise savunmanın eksikliklerini gidermeye çalışıyoruz. 1004 aslında araştırma üniversitelerini ilgilendiren yeni bir program burada araştırma bir üniversitesi ile veya 6550 kapsamındaki araştırma geliştirme altyapısı ile projelerin içinde yer alabilirsiniz. En az 5’li bir grup olmak zorunda. Bunun için nitelikli araştırmacıya ihtiyacımız olacak. Bunun için BİDEB tarafından 2244 sanayide doktora programına başlattık. Bunun avantajı şu; eskiden san-tez vardı. Sanayi ile birlikte doktora tezi yaptırılıyordu. Bu doktora tezi bittikten sonra sanayi ile doktora öğrencisi yolda yürüyordu. Burada istihdam garantisi var. 4 yıl doktora artı 3 yıl sanayide istihdam. 1004’ün araştırıcı eksiğini buradan doldurabilirsiniz. Yeni açıklanan bir program daha var. 2232 nitelikli araştırıcıları ülkemize çekmemiz gerekiyor. Gerçekten kendi alanında çok çok iyi olan Türk veya uluslararası araştırmacıyı üniversitenize kazandırabilirsiniz, gerçekten şartları çok iyi. Proje yazma eğitimi konusunda yine BİDEB’in 2237 programı var. 8 Marta kadar başvurusu açık. Başvuruda bulunduğunuz zaman proje eğitimi için 3 güne 50 bin lira kadar para veriyoruz.”

Etkinlik AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak’ın TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feza Korkusuz’a plaket takdim etmesinin ardından öğleden sonra düzenlenen oturumla son buldu.