TBMM’NİN AÇILIŞININ 99. YIL DÖNÜMÜ DOLAYISIYLA PANEL DÜZENLENDİ

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi Bölüm Başkanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 99. yıl dönümü dolayısıyla panel düzenlendi.

Erdal Akar konferans salonunda gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Aydın’ın yaptığı etkinlikte Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Burak Ahmet Saka ile Dr. Öğr. Üyesi Sibel Yazıcı katıldı.

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının akılları Türk devleti kurma fikri ile doluydu

Panelde ilk konuşmayı yapan Öğr. Gör. Burak Ahmet Saka, “Meclisin Açılışı ve Milli Mücadeledeki Rolü” konulu sunumunda Milli Mücadelenin tetikleyicisi olan gelişmeleri anlattı. Saka, “30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması ile 1. Dünya Savaşı Osmanlı Devleti için son bulmuştur. Bu ateşkes de Osmanlı için bir nevi sonun başlangıcı oldu. Zira anlaşma uyarınca itilaf devletlerine ait güçler Anadolu’yu işgale başlamıştı” dedi. Saka, “İstanbul hükümetinin de bu duruma sessiz kalması işi daha ciddi boyuta taşımıştı. Bu süreçte Osmanlı’yı kurtarmak için İngiliz himayesi ve Amerikan mandası konuşuluyordu. Bu süreçte Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının akıllarında ise milli egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız bağımsız Türk devleti kurmak fikri yatmaktaydı” diye konuştu.

İlk meclis Cuma günü açılarak halk desteği sağlandı

Meclisin açıldığında saltanat ve hilafet yanlısı kesimin desteğini almak için çalışmalar yapıldığını kaydeden Saka, “Meclisin açılmasından 2 gün önce Mustafa Kemal Paşa, kolordulara ve birçok merkeze yönelik bir genelge yayınladı. Burada meclisi 23 Nisan Cuma günü Ankara’da rastlayacağı, açılışın Cuma gününe rastlaması ile o günün kutsallığı ile tüm mebuslar ile Hacı Bayram Veli Camii’nde Cuma namazı kılınacağı, Sancak-ı Şerif ve Sakal-ı Şerif alınarak buradan meclis binasına geçilerek dualar okunacağı belirtilmiştir. Normalde Perşembe günü açılması planlanan meclis, saltanat ve hilafet yanlısı olan ve çoğunluğu muhafazakâr olan kesim için bu karar alınmıştır” ifadelerini kullandı.

“1876 yılında kurulan meclis anayasa yapmamıştır”

Dr. Öğr. Üyesi Sibel Yazıcı ise Osmanlı Devletinden süre gelen dönemlerden itibaren demokratikleşme ve meclis sistemleri ile ilgili bilgiler verdi. Osmanlı Devletinden süre gelen meclis sistemi ile ilgili konuşan Yazıcı, “1876’da hepinizin bildiği Osmanlı Devleti meşruti yönetime geçmiştir. Bu geçişte ilginç bir nokta vardır; önce anayasa ilan edilir, daha sonra meclis açılır. Hâlbuki demokratik sistemlerde anayasayı yapmakla yükümlü olan yer meclistir. Daha sonra bir takım sebeplerle meşrutiyetin devam etmesini engelleniyor ama 1908’de tekrar meclisin açıldığını görüyoruz. Bu yeni meclisin önceki anayasal sistemden farklı olarak padişahın yetki noktalarını kısıtlayıcı hamleler yaptığını ve 1909 tarihinde anayasayı ciddi manada değişikliğe uğrattığını görüyoruz. Bu anlamda bu konuyu milli egemenlik konusunda önemli bir adım olarak görebiliriz bunu” diye konuştu.

“Emperyalist pençesindeki bir kuş gibi ölmektense, babalarımız gibi savaşarak ölmeyi yeğleriz”

Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında mağlup olmasına rağmen milletin yine de ayağa kalkacak gücü kendisinde bulduğunu kaydeden Yazıcı, konuşmasına şöyle devam etti:

“Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşına girdiğinde toplam nüfusunun 22 milyon olduğunu görüyoruz, savaş sona erdiğinde ise 10 milyonluk bir nüfus görüyoruz. Bu kargaşa döneminde bir milli iradeyi ortaya koyma becerisi Mustafa Kemal’in yapmış olduğu, Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlatma hamlesi tüm bu karmaşa içerisinde çok önemli bir hareket olarak değerlendirilmesi gerekir. İlginç bir anekdot olarak; Harbord Raporu olarak bildiğimiz olayın öznesindeki General Harbord, Sivas’ta Mustafa Kemal ile görüşerek ona şunları söylemiştir; ‘Tarihinizi okudum, milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş ve ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette ki medeniyet sahibi olmalıdır. Ancak bugünkü duruma baktığımızda; Almanya dahil dört müttefikiniz ile birlikte yapamadığınız şeyi tek başınıza nasıl düşünüyorsunuz? Fertlerin intihar ettiği vakitler olabilir ancak bir milletin intiharını mı göreceğiz’ demiştir. Mustafa Kemal ise buna karşı; ‘Teşekkür ederim tarihimizi okuyup öğrendiğiniz için. Ancak biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa, babalarımızın oğulları olarak savaşarak ölmeyi tercih ederiz’ diyerek Türk milletine olan güvenini belli etmiştir.”

Panelin moderatörlüğnü üstlenen Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Aydın ise ilk meclisin Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturduğu belirtti. Aydın, şöyle devam etti:

“Aynı zamanda ilk meclis son derece demokratik bir meclistir. Bu cümleyi çok sık tekrarlarız ancak ilk meclis; her türlü dünya görüşüne, her türlü mesleğe, her türlü eğitim seviyesine ait olmalarına rağmen birleştikleri tek nokta var, o da ülkenin bir an önce düşman işgalinden kurtarılmasını gerçekleştirmektir. Daha sonra bu fikir ayrılıkları netleşecektir ama yapılan mücadelenin meşru bir zeminde olduğunu göstermek adına da her şeyden önce bu meclisin açılmasının zorunluluğu dile getirilmiştir. Bu meclisin bir diğer özelliği de, milli egemenliğe dayanması ve kendisinden üstün bir gücü tanımamasıdır.”