Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen programda Türk Hava Kurumu Doktoru Özgür Takmaz tarafından “Hijyen Eğitimi: Enfeksiyonlar ve Virüsler” konulu konferans verildi.

Abdullah Kaptan konferans salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Bülent Aydoğdu ile birlikte öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Konuşmasına hijyenik olmayan yerlerle ilgili bilgiler vererek başlayan Dr. Takmaz, “Hindistan’da insanlar tuvaletlerini günümüzde dışarıda hallediyor. 1,5 milyar insan yaşıyor, yüzde 70’i dışarıda tuvaletini yapıyor, yani yaklaşık 1 milyar insan demek bu. Bu açıdan hijyen anlamında en büyük icat tuvaletlerdir. Ancak yine de hijyen anlamında bazı sıkıntılar devam ediyor. Mesela evlerimizdeki en fazla mikroba sahip yer mutfak lavabolarıdır. Çünkü en çok besin oraya gidiyor ve tuvaletler kadar da korkmadığımız için temizliğini ihmal edebiliyoruz. Tuvaletlerdeki en kirli yerin neresi olduğuna bakarsak da muslukları görüyoruz. Peki en mikroplu bina neresi? Burada da okulların olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü çocuklar var orada. Her şeyi ağzıyla ve elleriyle keşfeden, el yıkama alışkanlığı da çok gelişmemiş olduğu için en mikroplu yerlerin okullar olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

“Enfeksiyon zincirini kırmak için hijyene dikkat etmeliyiz”

Enfeksiyon zincirinin bulaşıcılıkta en önemli konu olduğunu ifade eden Takmaz, enfeksiyon zincirinin kırıldığında bütün salgınları bitirebileceğini belirtti. Takmaz, “Bu zincirde ilk adımda mikroplar, parazitler var. Sonraki adımda yaşadıkları yerler var. İnsanlarda, hayvanlarda, suda, havada yaşayabiliyorlar. Yaşamadıkları yer yok, radyoaktif atıklarda bile mikrop olduğu görülüyor. Kaynar sularda bile mikrop görüyoruz. Bir çay kaşığı deniz suyunda 50 milyon tane bakteri ve virüs olabiliyor” dedi. Takmaz, bakterilerin insanlardan ağız, kan ya da dışkı yoluyla çıktığını ve kullanılan diğer şeylerde gezmeye başladığını belirterek, “Oradan da tekrar vücuda girerek duyarlı kişileri hasta ediyorlar. Bu döngüyü kırarak mücadele edebiliyoruz en temel anlatımla. Bunu kırmak için mesela aşı kullanabiliyoruz, ağzımızı kapatabiliyoruz, ellerimizi yıkayabiliyoruz. Bunların hepsi bu zinciri bir yerinden kırmaya yönelik hareketler” diye konuştu.

“Karantina uygulanarak önlem alınsa bile insanoğluna işlemiyor”

Karantina uygulamalarının kökeninden bahseden Takmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

“Karantina, kelime kökeni ‘kırk’ demek. İtalya’da deniz ticaretlerinin arttığı zamanlarda gelen gemileri 40 gün limana sokmazlarmış. Açıkta 40 gün boyunca bekleterek orada bir salgın olup olmadığına bakarlarmış ve gemide ölen olmazsa gemiyi öyle alıyorlarmış. Ancak ne oluyor sonra? Bir gemi açıkta beklerken hırsızlar tarafından soyuluyor, Çin’den gelen malları yağmalıyorlar. Tabii bilmedikleri bir şey var, gemiden de bir mikrop getiriyorlar, farelerin üstündeki kenelerin içinde yaşayan bir mikrop. Bu mikrop ile oluşan veba salgını ile 15 milyon insan telef oluyor. Aslında insanoğlu önlemini almış, gelen gemiyi 40 gün orada bekletiyor, bir durum varsa almıyor içeriye. Ancak insanoğluna önlem almak diye bir şey işlemiyor. Duvar örsen üstünden atlamaya çalışır.”

İnteraktif bir şekilde gerçekleştirilen konferansın sonunda Takmaz, öğrencilerin sorularını cevapladı.

12 Mart 2020, Perşembe 306 kez görüntülendi