Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Eğitim Fakültesinde, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı, Kocatepe-Büyük Taarruz Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy” konulu konferans gerçekleştirildi.
Abdullah Kaptan Konferans Salonunda düzenlenen konferansa; Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nusret Koca, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Erkol, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Yazıcı ile birlikte akademik personel ve öğrenciler katıldı.
Konferansın açış konuşmasını yapan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Yazıcı, İstiklal Marşı’nın Kabulü’nün 105. yıl dönümünü kutlandığını söyledi. Çok özel ve anlamlı bir gün yaşadıklarını ifade eden Yazıcı, “Çünkü 12 Mart 1921’de, henüz bağımsızlığımız ilan edilmemişken, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi, milletimizin bağımsızlık yolundaki kararlılığını ve inancını göstermesi açısından son derece önemli ve özel bir olaydır. Biz de bugün, bu anlamlı olayın 105. yılında bir araya gelerek hem kutlamak hem de yeniden hatırlamak için buradayız” diye konuştu.
“Marşlar, devlet ile millet arasındaki ortak kimliğin ve tarihsel hafızanın sembolü”
Açış konuşmasının ardından AKÜ Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şaban Ortak’ın “12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy” konulu konferansına geçildi. Ortak, Mehmet Akif Ersoy’un hayatını ve İstiklal Marşı’nın kabul sürecini anlattı. Milli marşların bir milletin değerlerini, toplumsal hayatını, verdiği mücadeleleri ve kazandığı zaferleri yansıtan önemli eserler olarak öne çıktığını ifade eden Ortak, “Bu marşlar, devlet ile millet arasındaki ortak kimliğin ve tarihsel hafızanın sembolü niteliği taşıyor. Modern devlet anlayışının ortaya çıktığı Aydınlanma sonrası Avrupa’da, egemenliği temsil eden bazı temel semboller ortaya çıktı. Bayrak, başkent ve yönetim şekli gibi unsurların yanı sıra, her modern devletin bir milli marşa sahip olması da bu sembollerden biri olarak kabul edildi” dedi.
Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ve Milli Mücadele’deki rolü
Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ve Milli Mücadele Dönemindeki rolüne dair bilgiler aktaran Ortak, şunları söyledi:
“Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılında Fatih’te dünyaya geldi. Babası Arnavut kökenli, ilmiye sınıfından Mehmet Tahir Efendi; annesi ise Buhara kökenli Fatma Şerife Hanım idi. Eğitim hayatına Buhari İptidai Mektebi’nde başlayan Akif, daha sonra Fatih Merkez Rüşdiyesi ve Mülkiye Mektebi’nde öğrenim gördü. Babasının vefatının ardından ailevi nedenlerle eğitimine Halkalı Baytar Mektebi’nde yatılı olarak devam etti ve buradan mezun oldu. Mezuniyet sonrası Ziraat ve Orman ve Maadin Nezareti’nde müfettiş olarak görev yapan Akif, bu görev sayesinde Anadolu’nun farklı bölgelerini gezerek halkın sosyal ve ekonomik durumunu yakından gözlemleme fırsatı buldu. Bunun yanı sıra öğretmenlik yaptı ve Darülfünun’da edebiyat dersleri verdi. Balkan Savaşları ve ardından gelişen süreçte Akif, Teşkilat-ı Mahsusa’nın propaganda faaliyetlerinde görev aldı. Hitabet gücü ve dini bilgisi sayesinde özellikle Arap coğrafyasında yürütülen propaganda çalışmalarında yer alarak aşiretlerin yabancı güçlerin etkisine girmemesi için çalıştı. I. Dünya Savaşı’nın kaybedilmesiyle başlayan işgal döneminde ise Anadolu’da yeni bir direniş hareketi ortaya çıktı. Ancak Sevr Antlaşması ile Osmanlı ordusunun 50 bin askerle sınırlandırılması ve silahların büyük ölçüde elinden alınması, başlatılan mücadelenin son derece zor şartlar altında yürütülmesine neden oldu. Bu süreçte Mehmet Akif Ersoy, halkı direnişe teşvik eden önemli isimlerden biri olarak öne çıktı.”
İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de resmen kabul edildi
I. İnönü Muharebesi sonrasında elde edilen zaferin, millet ve Türkiye Büyük Millet Meclisi için önemli bir moral kaynağı olduğunu dile getiren Ortak, İstiklal Marşı’nın kabul sürecini anlattı. Eylül 1920’de Maarif Vekâletinin milli marş için bir yarışma düzenlediğini söyleyen Ortak, “Açılan yarışmaya yoğun ilgi gösterildi ve Aralık 1920’ye kadar toplam 724 şiir gönderildi. Ancak yarışmada 500 lira ödül bulunması nedeniyle Mehmet Akif Ersoy başlangıçta yarışmaya katılmadı. Mehmet Akif , para ödülü olan bir yarışma için şiir yazmak istemediğini ifade etti. Dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Akif’in yakın dostu Hasan Basri Çantay’ın ısrarları üzerine Mehmet Akif fikrini değiştirdi. Akif, Taceddin Dergâhı’nda yaklaşık 10 gün içinde 10 kıta ve 41 mısradan oluşan şiirini kaleme alarak Maarif Vekâleti’ne teslim etti. Bakanlık tarafından seçilen yedi şiir kitapçık hâline getirilerek milletvekillerine dağıtıldı. 1 Mart 1921’de meclis oturumunda Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif’in şiirini kürsüden okudu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda şiirlerin bir kısmı yarışmadan çekildi ve geriye birkaç eser kaldı. Son karar ise 12 Mart 1921’de meclis oylamasıyla verildi ve böylece İstiklal Marşı resmen milli marş olarak kabul edildi” ifadelerini kullandı.
İstiklal Marşı’nın beste süreci
Ali Rıfat Çağatay’ın Acemaşiran makamında hazırladığı İstiklal Marşı bestesinin kabul edildiğini ifade eden Ortak, “Bu ağır tondaki beste yaklaşık 10 yıl boyunca kullanıldı, ancak Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu yansıtmadığı yönünde eleştiriler aldı. Bu eleştiriler üzerine yeni bir beste yarışması düzenlendi ve dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün çalışması, günümüzde kullanılan İstiklal Marşı bestesi olarak 1934’te kabul edildi. Osman Zeki Üngör, marşı Türk ordusunun özellikle süvarilerinin İzmir’e girişindeki nal seslerini yansıtacak hızlı ve ritmik bir formda besteledi.
Konferans, soru cevap bölümün ardından sona erdi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |







