Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından “Gerçek Ne ve Nerede?” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.

İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü 17. ve 18. dönem Afyonkarahisar Milletvekili Mühendis Metin Balıbey yaparken,  Türk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Devlet Sanatçısı Ahmet Özhan konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşiye; İlahiyat Fakültesi Dekanı V. Prof. Dr. Mebrure Doğan ile birlikte öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

“Tüm varlıklar, Cenab-ı Hakk’ın zatında ‘ilmî suretler’ olarak mevcut”

Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve dinletinin ardından Türk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Devlet Sanatçısı Ahmet Özhan tarafından “Gerçek Ne ve Nerede?” konulu söyleşiye geçildi. Özhan, din ile ilmin bağdaşmayacağı yönündeki görüşlerin yanlış olduğunu belirterek varlığın gerçekliğini ve hakikatini ortaya çıkarma çabasının epistemolojik açıdan Allah’ın “Alim” sıfatının bir yansıması olduğunu kaydetti. Özhan, “Varlık; bildiğimiz ve bilmediğimiz, görünen ve görünmeyen, öncesi ve sonrası olan her şeyi kapsar. Bu yapı içerisinde yer alan ve sonsuz hikmeti, ilmi, gücü ve estetiği ortaya koyan tüm varlıklar, aslında Allah’ın zatında ‘ilmi suretler’ olarak mevcuttur. Bu ilmi suretler sonradan yaratılmamış, doğrudan zatına ait olmuştur. Bu durum, Allah’ın ezeli oluşuyla birlikte var olan hakikatleri ifade eder. Sonuç olarak bütün varlık, Allah’ın ilminde bulunan ilmi suretlerin açığa çıkmasından ibarettir” dedi.  

“İnsan, yaratılış gayesine uygun yaşamakla yükümlüdür”

Konuşmasında hakikatin tanımı ve kaynağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özhan, hakikatin kitap ve sünnet ışığında incelendiğinde Allah’ın kendi sıfatlarını ve ilmini “taayyün” denilen açığa çıkarma fiiliyle sergilemesi olduğunu belirtti. Özhan, varlık âleminin bu sonsuz hakikatlerin kavranması amacıyla yaratıldığını belirterek bu durumun ontolojik bir boyutu temsil ettiğini, Hz. Âdem’in yaratılışının ise bu sürecin bilgi felsefesiyle ilgili kısmını oluşturduğunu ifade etti. İnsanlığın, Allah’ın Hz. Âdem’e isimleri öğretmesi hitabına mazhar olan bir neslin devamı olduğunu söyleyen Özhan, “Bu durum, ‘Âlim’ sıfatının yansıması üzerinden hakikatle bağ kurduğumuzu gösterir. Hz. Âdem’e isimlerin öğretilmesi gibi, bizler de onun evlatları olarak aynı mirasa sahibiz. Sonuç olarak hepimizin bu hakikate sahip olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır” diye konuştu. İnsanın yaratılış gayesi doğrultusunda kendisini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Özhan, gerçek hakikatin diğer varlıklara hizmet etmekte ve yaratılış hikmetinde gizli olduğunu ifade etti.

“Gerçek ve hakikat tektir”

İnsan fıtratında var olan kabiliyetlerin Allah tarafından bahşedildiğini kaydeden Özhan, insanın anlama, uyum sağlama ve paylaşma yeteneklerinin yaratılış gayesine uygun olarak kolaylaştırıldığını belirtti. Allah’ın insana vermediği bir sorumluluğu yüklemediğini ifade eden Özhan, bu deneyimin yol haritasının ise “Âlim” sıfatının tecellisi olan Kur’an-ı Kerim’de yer aldığını söyledi. Gerçek ve hakikatin tek olduğunu söyleyen Özhan, doğru yol üzerinde Allah’ın rızasını kazanmanın esas olduğunu kaydetti. İnsanın varlığının hem varoluşsal hem de bilgi felsefesi açısından bu hakikate işaret ettiğini belirten Özhan, insanın âlimler ve arifler rehberliğinde bilginin derinliğini kavramaya yönelmesi gerektiğini ifade etti. Madde ve mana gibi karşıt görünen unsurların birbirleriyle anlam kazandığını ve her şeyin izafi olduğunu söyleyen Özhan, “Bu karşıtlıklar arasında ‘berzah’ adı verilen bir ara boyut bulunur. Berzah, görünürde olanı yaşarken gizli olanı algılayabilme yetisidir. Bu sadece ölümden sonraki bir aşama değil, bir geçiş halidir. Bu hakikatleri içselleştirmiş kişilerle ve ortamlarla bir arada bulunmak önem taşımaktadır” dedi.

Söyleşi, soru cevap bölümün ardından sona erdi.

20 Nisan 2026, Pazartesi 54 kez görüntülendi