Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKİFAM) tarafından düzenlenen “Boykot Kırıcı Olarak Meşrulaştırma” programı AKİFAM Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Öztürk ile akademik personel ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

İlahiyat Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen seminerde; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, “İslami İlimler Perspektifinde Ahlak ve İktisat İlişkisi” başlığı altında “boykot” kavramını ele aldı. Prof. Dr. Özdemir, boykot kavramının sadece ticari bir tepki olmadığını, özünde bir “taraf belirleme” ve “bilinçli tüketim eğitimi” olduğunu belirtti. Pazarlama biliminin etik ve objektif kullanımının önem arz ettiğini ifade eden Özdemir, boykotun güncel olaylar, özellikle de Gazze’de yaşanan insani kriz sonrası yeniden Türkiye gündemine oturduğunu söyledi. Özdemir, “Boykot, ‘bir duruş göstermek’ demektir. Benim gözümde boykot, bir tarafını belirlemedir. Bir şeyi almadığınız zaman kimden yana olduğunuzu ilan etmiş olursunuz” dedi.

“Boykotun önündeki en büyük engel: Meşrulaştırma”

Boykotun önündeki en büyük engelin “meşrulaştırma” olduğunu kaydeden Özdemir, bireylerin kendi ilkelerine aykırı davrandıklarında bu durumu zihinsel olarak geçerli kılmaya çalışmalarının bir “tuzak” olduğunu ifade etti. Özdemir, “Kişi inandığına aykırı davrandığında iç çatışma yaşar. Bu çatışmayı dindirmek için ya davranışını değiştirir ya da inancına kılıf uydurur. ‘Mecbur kaldım’ diyerek başlanan süreç, zamanla duyarsızlaşmaya yol açar” diye konuştu. Boykotun etkili olabilmesi için sürekliliğin şart olduğunu belirten Özdemir, “1988 yılında kolayı bıraktım; o günden bu yana, sadece birkaç kez mecbur kaldığımda içtim. Bu süreçte 38 yıl geride kaldı; insan alışınca aslında yokluğunu hissetmiyor, aksine bu disiplin kişiye bir duruş, öz güven ve güç kazandırıyor. Önemli olan bu kararlılığı sürdürebilmektir. Eğer başlayıp devam ettiremezseniz, kendinize mazeretler üretmeye başlarsınız; bu da kişisel duruşunuzun bozulmasına neden olur” ifadelerini kullandı.

“Boykotlara uymamak, doğru tarafla empati kurma yeteneğini zayıflatır”

Empatinin kişinin kendisini bir başkasının yerine koyması bakımından genellikle olumlu bir özellik olarak görülse de, aşırı veya yanlış yönlendirilmiş empatinin bazen zarar verebileceğini kaydeden Prof. Dr. Özdemir, şunları söyledi:

“Örneğin, Gazze’de yaşananlar karşısında empati kurarken hangi tarafın yanında durulacağı önemlidir; hem saldırılara maruz kalan Gazzelilerle hem de kendi eylemlerine gerekçeler sunan İsraillilerle empati kurulabilir. Ancak boykotlara uymama davranışı yayıldıkça, doğru tarafla empati kurma yeteneği zayıflar ve etik pusula sapmaya başlar; bu da ahlaki ilkelerden ödün verilmesine yol açar. Meşrulaştırma çabaları yaygınlaştıkça, bireyin tek başına sergilediği idealist duruş sona erer ve yerini yargılama, savunma veya mahalle baskısı gibi tepkilere bırakır. İdealizmin bittiği, herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü bir toplumda, ahlaki bir düzenin sürdürülmesi zorlaşır ve insanlar ancak yasal zorlamalarla kurallara uygun davranmaya itilebilir. Boykot süreci aslında birbirine bağlı bir zincir gibidir; bu zincirin tek bir halkasının dahi kırılması, boykotun tüm etkisini sarsabilecek bir güce sahiptir.”

“Meşrulaştırma tuzağından kurtulmak için ‘ilkeli ve net’ olun”

Meşrulaştırma tuzağından kurtulmak için “ilkeli ve net” olunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Özdemir, “Ayna testi yapın. ‘Yaptığım bu davranış yarın gazetelerde çıksa veya ailem duysa ne hissederim?’ sorusunu kendinize sorun. Şüpheci olun. Size sunulan her bilgiye hemen inanmayın, farklı kaynaklardan teyit edin. Küçük görmeyin. En küçük bir tüketim tercihinin bile zincirin bir halkası olduğunu unutmayın. Yalnız Kalmayın. Sizi ilke dışı davranışlara itmeyecek, kontrol mekanizması oluşturacak arkadaş gruplarıyla hareket edin” diye konuştu.

Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

04 Mayıs 2026, Pazartesi 37 kez görüntülendi