Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) öğrenci kulüp ve toplulukları tarafından Sumud Filosu Aktivistleri Mustafa Arslan ve Nevzat Güzel’in katılımıyla “Sumud Yolculuğu ve Girit’te yaşananlar” konulu söyleşi etkinliği düzenlendi.

İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen söyleşiye; Yeşilay Afyonkarahisar Şube Başkanı Arif Kavas, sendika temsilcileri, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan “Sumud” Filosunda yer alan aktivistler, deniz yolculuğu sırasında yaşadıkları zorlukları ve tanıklıklarını paylaştı.

Panelin moderatörlüğünü üstlenen Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Gürbüz Bıdık, yaptığı açış konuşmasında bu tür organizasyonların Gazze’deki mazlumlar için bir can suyu olduğunu belirtti. Gemilerin taşıdığı yükün sadece insani yardım olmadığını kaydeden Bıdık, “Bu gemiler tüm insanlığın vicdanını ve Gazze’nin umudunu taşıyordu. Engellense de engellenmese de o umut menziline varmıştır” dedi.

“Gemide dünyanın dört bir yanından merhametli yürekler vardı”

Sumud Filosu Aktivisti ve Afyonkarahisar Eğitim Bir-Sen Başkanı Mustafa Arslan, yolculuğun kendisi için sembolik bir önemi olduğunu belirtti. Arslan, “Bu bizim için ısrarla istemekle alakalıydı. 70 farklı ülkeden vicdanlı insanlarla birlikte hareket ettik. Gemide sadece Müslümanlar değil, dünyanın dört bir yanından merhametli yürekler vardı” dedi. Yolculuk öncesi Barselona’da bir hafta süren yoğun bir eğitimden geçtiklerini kaydeden Arslan, “Şiddetsiz uyuşmazlık yöntemlerinden, olası baskın ve drone saldırılarına karşı nasıl hareket edileceğine dair teknik eğitimler aldık. Gemide herkesin bir sorumluluğu vardı. Biz Türk delegasyonu olarak öğle yemeklerinden sorumluyduk. Gemilerimiz oldukça eskiydi. Akü ve motor arızalarıyla uğraştık, açık denizde yakıt ve teknik destek ile ilerledik” diye konuştu.

“Namaz kıldığımız yerlere kanalizasyon suyu akıtılıyordu”

İsrail’in alıkoyma sürecindeki insanlık dışı uygulamalarına dikkat çeken Arslan, “Her gün namaz kıldığımız yere kanalizasyon suyu akıtılıyordu. Güneş vurunca kuruyordu ama biz namazımızı yine o zor şartlarda, o mekânlarda kıldık. Hocalarımız hep der ki; buralardaki sıkıntıları değil, Gazze’nin ve davanın güzelliklerini anlatın. Biz de o duruşu sergilemeye çalıştık” dedi. Mustafa Arslan, Girit’teki alıkonulma ve havaalanına gidiş sürecine dair açıklamalarda bulunan Arslan, “Yunanlılar bizi parçalayıp dağıtarak eylem yapmamızı engellemeye çalıştılar. Bizi havaalanına götürmemek için saatlerce oyaladılar. En sonunda otobüslere binmeyi reddettik. Basınla buluşmamızı istemiyorlardı. Havaalanına kadar yaklaşık 8 kilometre boyunca, aramızda 60 yaş üstü insanların, hatta ayakkabısı olmayanların bile olduğu bir grupla eylem yaparak yürüdük. Bu Yunanistan’ın zulmü olarak tarihe geçti” diye konuştu.

“Dünyanın en onurlu insanlarısınız”

Sumud Filosu Katılımcısı Nevzat Güzel ise ailesindeki ağır sağlık sorunlarına rağmen 10 yaşındaki kızının desteğiyle yola çıktığını söyledi. Güzel, “İsrail zindanlarında sabah kafamızı uygunsuz yerlere batırmış durumdayken, akşam kendi devletimizin özel uçağıyla geri döndük. Devletimizin gücünü uluslararası sularda ve Yunanistan’da hissettik” diye konuştu. Güzel, büyükelçilik yetkililerinin kendilerini karşıladığını ve “Dünyanın en onurlu insanlarısınız” diyerek moral verdiklerini belirtti.   Güzel, yolculuk sırasında yaşanan diplomatik ve fiziki zorluklara da ve Türk devletinin desteğine değinerek, “Yunanistan’da Siyonizm’in uşaklığını gördük. Ancak orada devletimizin gücünü hissettik. Sadece Türkiye’nin büyükelçisi havaalanına gelerek yanımızda durdu. Bize ‘Siz dünyanın en onurlu insanlarısınız’ diyerek moral verdiler. İsrail zindanlarındaki o baskıdan sonra kendi devletimizin özel uçağıyla dönmek, devletimizin büyüklüğünü bir kez daha gösterdi” diye konuştu.

“Bu bir iman meselesidir”

Güzel, Gazze’deki direnişin ruhuna değinerek, boykotun ve toplumsal farkındalığın önemini vurguladı. Güzel, “Gazzeliler bize ‘Acımızı dünyaya duyurun, paylaşın’ diyor. Biz ise ‘Paylaşsak ne olur’ diyoruz. Eğer daha büyük bir şey yapamıyorsan, en azından bu sesi duyurmalısın. Bu bir iman meselesidir. Necmettin Erbakan hocamızın dediği gibi; bunlar ancak güçten anlar. İsrail hiçbir hukuk tanımıyor. Bizim görevimiz hem ailemizi hem neslimizi bu bilince hazırlamaktır” ifadelerini kullandı.

Söyleşi, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

07 Mayıs 2026, Perşembe 29 kez görüntülendi