Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından “İlim, İrfan ve Medeniyet Tasavvuru Bakımından Gelenekten Geleceğe İlahiyat Eğitimi” konulu 2026-2027 akademik yılı açılış paneli düzenlendi.

İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen panele; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mebrure Doğan, Dekan Yardımcıları; Doç. Dr. Fatih Çakmak ve Doç. Dr. Oğuz Yılmaz ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.
AKÜ İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Münir Yaşar Kaya’nın moderatörlüğünde düzenlenen panelde; Bursa Uludağ Üniversitesi İslam Tarihi Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Algül, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara ve Bursa Uludağ Üniversitesi Din Psikoloji Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Hökelekli konuşmacı olarak yer aldı.

“İlim, hem gayret hem de nasip meselesi”

Panelin açış konuşmasını yapan AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker, ilmin hem gayret hem de nasip meselesi olduğunu belirtti. Peker, “Hepimiz buraya ilim öğrenmeye geliyoruz. Gelmemiz bir şekilde bunun gayretini gösteriyor ama nasiplenmemiz hepimiz için ayrı ayrı olacak, her birimiz için farklı farklı olacak. Allah nasiplenenlerden eylesin” dedi.

AKÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mebrure Doğan ise ilahiyat eğitiminde geleneğin anlamına dikkat çekerek, gelenek kavramının geçmişe hapsedilemeyeceğini söyledi. Doğan, “Gelenek sadece geçmişte kazanılmış bilgi ve birikimi ifade etmemektedir. Gelenek tefekkürü, tezekkürü, ilim ahlakını, araştırma disiplinini, hakikati arama çabasını ve hocadan talebeye aktarılan bir irfanı ifade etmektedir” dedi. İlahiyat fakültelerinin hem köklü bir ilim mirasını taşıdığını hem de modern çağın meselelerine ışık tutma yükümlülüğü bulunduğunu kaydeden Doğan, “İlim irfanla buluştuğunda, ilim ve irfanla bir medeniyet inşa edildiğinde bilgi anlam ve değer kazanacak; aynı zamanda erişilen bu yeni bilgi, yeni anlam ve değerler üretecektir” diye konuştu. Etkinliğin aynı zamanda bir vefa ve ilmi miras buluşması olduğunu ifade eden Doğan, katılımcıların hoca-talebe ilişkisinin zamana yayılan mirasına şahitlik edeceklerini kaydetti.

“İslam dünyasında felaket ilmin zayıflamasından gelir”

Bursa Uludağ Üniversitesi İslam Tarihi Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Algül, Hazreti Peygamber’in tebliğ metodunun ve ilmi faaliyetlerinin Mekke ile Medine dönemindeki temellerine dikkat çekti. Kur’an-ı Kerim’de ilme dair ayetlerin önemli bir kısmının şartların çok ağır olduğu Mekke döneminde indiğini kaydeden Algül, “Merhum Muhammed Hamidullah’ın ‘İslam dünyası Mekke döneminde inen ilim mesajını doğru anlasaydı hiçbir zaman fende ve teknolojide ikinci sıraya düşmezdi’ sözünü hatırlatmak isterim” dedi. Mescid-i Nebevî bünyesindeki Ashâb-ı Suffe’nin tarihin ilk yatılı ve kapsamlı ilim meclislerinden biri olduğunu dile getiren Algül, “İslam dünyasında felaket, ilmin zayıflamasından gelir. Hakikati çıkar gütmeksizin söyleyen âlimler azalırsa medeniyet çöker” diye konuştu. Algül ayrıca Gırnata’daki tarihi medresenin kapısında yer alan “Dünya faziletli kişilerin ilmi, büyüklerin adaleti, salihlerin duası ve yiğitlerin cesareti üzerinde yükselir” prensibi bulunduğunu kaydetti. Algül ayrıcı, Asr-ı Saadet’teki dinamik eğitim anlayışının ve sahabenin karşılıklı bilgi aktarımının bugünün dünyasına uyarlanması gerektiğini ifade etti.

“Gelenekten güç alarak geleceğe yürünmeli”

Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara ise medeniyet kavramını ve bu medeniyeti var eden kurumları ele aldı. Medeniyetin insanoğlunun yeryüzündeki en büyük organizasyonu olduğunu söyleyen Kara, “Medeniyet, ‘ilim-irfan’, ‘fikir-felsefe’ ve ‘güzel sanatlar’ sacayağı üzerine kurulmuştur. Bir İslam medeniyetinin varlığının objektif delili, diğer kültürlerin bu eserleri kendi dillerine çevirme ihtiyacı duymasıdır. Batı dünyasının İbn Rüşd’ü okuyabilmek için Arapça öğrendiğinde olduğu gibi” dedi. Öğrencilere klasik eserlerle temas kurmaları yönünde tavsiyelerde bulunan Kara, “Hayatınızın beyin gücü bakımından en zirve dönemindesiniz. Gelenekten koparak değil, gelenekten güç alarak geleceğe yürümeliyiz. Klasiklerle tanışın ve çağdaş tuzaklara düşmemek için vaktinize sahip çıkın” ifadelerini kullandı.

“Bugünün insanına ve geleceğe hitap eden bir din dili şart”

Bursa Uludağ Üniversitesi Din Psikoloji Anabilim Dalı e. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Hökelekli ise ilahiyat camiasının güncel meselelerle ve gelecekle olan ilişkisini anlattı. İlahiyat eğitiminin büyük oranda geçmişe ve metin arkeolojisine odaklandığını kaydeden Hökelekli, “Geçmişten kırk tane delil getiriyoruz ama bugünün dünyasındaki gence söyleyecek ikna edici bir söz bulamıyoruz” dedi. Modern seküler dünyanın kutsalı dışladığını ve insan merkezli bir değer krizi ürettiğini belirten Hökelekli, “Günümüzde artan anksiyete, yalnızlaşma ve ailenin çözülmesi gibi küresel problemler bulunuyor. Genç nesillerle iletişim kurabilmek için felsefe ve bilimin imkânlarından yararlanan yeni ve diri bir dile ihtiyaç duyuluyor” dedi. Geleceği planlayan “fütüroloji” çalışmalarının önemli olduğunu belirten Hökelekli, “Yeniden kendi değerlerimizi inşa etmek zorundayız; bu da sadece eski metinlere kafamızı gömerek olmaz. Bilimde ve ahlakta yeni kutup yıldızlarını siz gençlerin arasından çıkarmalıyız” diye konuştu.

Panel, soru cevap bölümünün ardından panelistlere plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

06 Ekim 2026, Salı 47 kez görüntülendi