Afyon Kocatepe Üniversitesinde (AKÜ) düzenlenen “Gazze Ne İlk Ne Son” başlıklı söyleşide, Yazar Zahide Tuğba Kor, Gazze’de yaşanan savaş ve insani krizi, farklı coğrafyalardaki çatışmaların tarihsel sonuçları üzerinden değerlendirdi. Irak, Suriye, Yemen, Sudan ve Afganistan örneklerinden hareketle savaşların siviller üzerindeki etkilerini anlatan Kor, abluka, zorunlu göç, altyapının tahrip edilmesi ve kültürel mirasın yok edilmesinin farklı dönemlerde benzer insani sonuçlar doğurduğunu belirtti.

AKÜ öğrenci kulüp ve topluluklarının iş birliğiyle İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda gerçekleştirilen söyleşiye, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mebrure Doğan, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Gürbüz Bıdık, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Mustafa Akyüz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Söyleşide Gazze’de yaşananların yalnızca güncel gelişmeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kor, bölgedeki insani krizin geçmişte farklı ülkelerde yaşanan savaş, işgal ve kuşatma süreçleriyle önemli benzerlikler taşıdığını söyledi. Gazze’de yaşananların dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekleştiğine dikkati çeken Kor, “İlk defa gözlerimizin önünde bir soykırım bu kadar şiddetle yaşanıyor. Ama Gazze sahasında yaşananların hiçbir tanesi ilk değil” dedi. Savaşların etkilerinin bombardımanlarla sınırlı kalmadığını belirten Kor, altyapının tahrip edilmesi, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, ekonomik yaptırımlar, zorunlu göç ve kültürel mirasın yok edilmesi gibi uygulamaların toplumlar üzerinde uzun yıllar devam eden sonuçlar doğurduğunu kaydetti.

“İsrail, 21. yüzyıla kalan tek yerleşimci sömürgeci güç”

İsrail’in kuruluş sürecini yerleşimci sömürgecilik kavramı çerçevesinde değerlendiren Kor, bu modelin temelinde yerel halkın yaşadığı topraklardan uzaklaştırılması ve söz konusu toprakların yeni yerleşim alanlarına dönüştürülmesi anlayışının bulunduğunu belirtti. Filistin topraklarının tarihsel süreçte boş ve sahipsiz olarak gösterilmeye çalışıldığını belirten Kor, bu yaklaşımın bölgede yaşayan Filistinlilerin tarihsel varlığını göz ardı ettiğini ifade etti. Kor, “Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyada sömürgecilik aşağı yukarı ortadan kalktı. Yirmi birinci yüzyıla geri kalan tek yerleşimli sömürgeci güç İsrail’dir” diye konuştu. 1948 yılında yaşanan gelişmelerin Filistin halkı açısından büyük bir yerinden edilme sürecini beraberinde getirdiğini anlatan Kor, Filistinlilerin topraklarından uzaklaştırılmasının sonraki yıllarda da farklı yöntemlerle sürdürüldüğünü söyledi.

“Bombardıman hızlı ölüm, ambargo ise yavaş ölüm aracıdır”

Savaşların sivil halk üzerindeki etkilerini Irak örneği üzerinden açıklayan Kor, 1991 Körfez Savaşı sırasında gerçekleştirilen bombardımanların ülkenin temel altyapısına büyük zarar verdiğini kaydetti. Elektrik santralleri, su şebekeleri ve kanalizasyon sistemlerinin tahrip edilmesinin halk sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Kor, savaş sonrasında uygulanan ekonomik ambargonun insani krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti. Kor, “Bombardıman hızlı ölüm aracıdır. Abluka, ambargo ise insanı yavaş yavaş öldürür” dedi. Irak’a uygulanan ambargo döneminde ilaç, tıbbi malzeme, su arıtma ekipmanları ve çocuk aşıları gibi temel ihtiyaç maddelerine erişimin kısıtlandığını anlatan Kor, bu durumun özellikle çocuklar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) Irak’taki çalışmalarına değinen Kor, yetersiz beslenmenin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde kalıcı sorunlara yol açtığına ilişkin değerlendirmeleri aktardı. Ekonomik yaptırımların toplumların sosyal yapısını da etkilediğini belirten Kor, gazeteci Robert Fisk’in Irak’taki gözlemlerinden örnek verdi. Kor, Fisk’in ambargo dönemindeki ekonomik yıkımı, “Bağdat’ın caddelerinde orta sınıflar bile yiyecek almak için kitaplarını, akademik tezlerini kaldırım kenarlarında satışa çıkarıyorlardı” sözleriyle anlattığını ifade etti. Abluka ve ambargoların siyasi yönetimlerden çok sivil halkı etkilediğini savunan Kor, “Hiçbir ambargo ve ablukanın iktidarları devirdiği daha görülmemiştir. Sivil halkın hayatını mahvediyor ve giderek sağlık, eğitim, kültür ve birçok alanda gerilemeye yol açıyor” diye konuştu.

“Gazze’deki abluka, yavaş çekim ölüm aracıydı”

Gazze Şeridi’nde 2006-2007 yıllarından itibaren uygulanan kısıtlamaların bölgedeki yaşam koşullarını ağırlaştırdığını belirten Kor, 7 Ekim 2023 öncesinde de Gazze halkının ciddi ekonomik ve insani sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Elektrik, temiz su ve temel sağlık hizmetlerine erişimin uzun yıllardır kısıtlı olduğunu ifade eden Kor, bölge halkının günlük ihtiyaçlarını karşılamak için büyük ölçüde dış yardımlara bağımlı hâle geldiğini kaydetti. Özellikle gençlerin işsizlik, yoksulluk ve gelecek kaygısıyla mücadele ettiğini anlatan Kor, “7 Ekim’den evvel de insanlar, gençler ‘Ölemediğimiz için yaşıyoruz.’ diyorlardı. Çünkü o ambargolar ve yaptırımlar yavaş çekim ölüm aracıydı” ifadelerini kullandı. Gazze’deki insani krizin yalnızca son dönemde yaşanan bombardımanlarla açıklanamayacağını vurgulayan Kor, uzun yıllara yayılan abluka ve ekonomik kısıtlamaların toplumun yaşam koşullarını belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

Suriye, Yemen ve Sudan’daki insani krizlere dikkati çekti

Suriye’de yaşanan iç savaşın sivil halk üzerindeki etkilerini de değerlendiren Kor, kuşatma altındaki bölgelerde insanların temel gıda maddelerine ulaşamadığını ve hayatta kalabilmek için olağan dışı yöntemlere başvurmak zorunda kaldığını anlattı. Doğu Guta’da görüştüğü bir kadının yaşadıklarını aktaran Kor, bölgedeki gıda sıkıntısının boyutlarını, “Kartonla hayvan yemi arpayı yarı yarıya karıştırıp ekmek diye yerdik” sözleriyle örneklendirdi. Suriye’deki çatışmaların yalnızca ülke vatandaşlarını değil, ülkede yaşayan Filistinli mültecileri de etkilediğini belirten Kor, Yermuk Filistin Mülteci Kampı’nda yaşanan kuşatma ve açlık krizine değindi. Yermuk’ta sivillerin uzun süre temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını ifade eden Kor, savaşın özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Yemen’deki çatışmaların da benzer insani sorunlara yol açtığını belirten Kor, savaşın neden olduğu gıda güvensizliği ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerin çok sayıda çocuğun yaşamını tehdit ettiğini kaydetti. Sudan’daki gelişmelere de değinen Kor, ülkede devam eden çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişinin yerinden edildiğini, sivillerin açlık, şiddet ve zorunlu göç gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Kor, özellikle kadınlar ve çocukların çatışma ortamlarında cinsel şiddet, istismar ve temel hizmetlerden yoksun kalma gibi risklere daha fazla maruz kaldığını ifade etti.

“Savaşlar ateşkesle sona ermiyor”

Savaşların etkilerinin çatışmaların durmasıyla ortadan kalkmadığını vurgulayan Kor, Afganistan ve Lübnan örnekleri üzerinden patlamamış mühimmatların oluşturduğu tehlikelere dikkati çekti. Afganistan’da Sovyetler Birliği’nin askerî müdahalesi ve sonrasındaki çatışmalardan kalan mayınların yıllar boyunca sivillerin yaşamını tehdit ettiğini belirten Kor, özellikle çocukların bu patlayıcılar nedeniyle hayatlarını kaybettiğini veya kalıcı engellerle yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Kor, “Kim bize ‘Ateşkese varıldı, savaş bitti’ diyorsa koca bir hikâye söylüyor. Kim demiş savaşlar ateşkesle biter diye?” dedi. Lübnan’da 2006 yılında yaşanan savaşın ardından bölgede kalan misket bombalarının da siviller açısından uzun süreli tehdit oluşturduğunu ifade eden Kor, patlamamış mühimmatların tarım alanlarında ve yerleşim bölgelerinde yıllarca tehlike oluşturmaya devam ettiğini kaydetti. Gazze’de yaşanan çatışmalarda çok sayıda kişinin uzuv kaybına uğradığını belirten Kor, tıbbi malzeme ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlüklerin yaralıların tedavi süreçlerini olumsuz etkilediğini söyledi. Mısır’da görüştüğü bazı Gazzeli yaralıların yaşadıklarını da aktaran Kor, sağlık imkânlarının yetersizliği nedeniyle bazı ameliyatların anestezi uygulanmadan gerçekleştirildiğine ilişkin tanıklıklar dinlediğini ifade etti.

“Savaşlar toplumların kültürel hafızasını da yok ediyor”

Savaşların yalnızca insan hayatını ve fiziksel altyapıyı değil, toplumların tarihsel ve kültürel birikimini de hedef aldığını belirten Kor, Irak’ın 2003 yılındaki işgali sırasında yaşanan kültürel yıkıma değindi. İşgalin ardından müzelerin, arşivlerin ve el yazması eserlerin bulunduğu kütüphanelerin yağmalandığını anlatan Kor, tarihî eserlerin kaybolmasının toplumların geçmişleriyle kurdukları bağ açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi. Gazeteci Robert Fisk’in Bağdat’ta yaşanan kültürel yıkıma ilişkin gözlemlerini paylaşan Kor, “Bu Irak için sıfır yılıydı. Irak’ın kültürel kimliği siliniyordu” ifadelerini aktardı. Gazze’de de tarihî yapıların, ibadethanelerin, kütüphanelerin ve kültürel miras niteliğindeki eserlerin zarar gördüğünü belirten Kor, bölgenin binlerce yıllık tarihsel geçmişe sahip olduğuna işaret etti. Kor, “Bu bölgenin şehirleri beş bin, altı bin, yedi bin yıllık geçmişi olan şehirler” diyerek kültürel mirasın tahrip edilmesinin yalnızca bugünkü toplumu değil, gelecek kuşakların tarihsel hafızasını da etkilediğini söyledi.

“Gazze’de yaşananlar diğer coğrafyalardan bağımsız değil”

Söyleşinin son bölümünde Gazze’deki gelişmelerin uluslararası ilişkiler ve yakın dönem savaş tarihi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kor, farklı ülkelerde yaşanan çatışmaların benzer yöntemler ve sonuçlar içerdiğini belirtti. Irak ve Suriye’de yaşanan insani krizlerin yeterince dikkate alınmadığını ifade eden Kor, Gazze’deki gelişmelerin geçmişte yaşanan savaşların sonuçlarını yeniden gündeme getirdiğini söyledi. Kor, “Amerika farklı ülkelerde benzer şekillerde işliyor. Geçmişte görmedik. Irak ve Suriye komşumuzdu, buralarda yaşananları görmedik. İlk defa Gazze’de görmeye başladık” diye konuştu. Gazze’deki gelişmelerin yalnızca Filistin meselesi olarak ele alınmaması gerektiğini dile getiren Kor, savaşların ve insani krizlerin birbirinden bağımsız değerlendirilmesinin tarihsel süreçlerin anlaşılmasını güçleştirdiğini belirtti. Uluslararası toplumun çatışmalar karşısındaki tutumunu da eleştiren Kor, “Gazze’de başlayan süreç başka ülkelere de sırayı tek tek getirdi. Biz seyirci kaldıkça sırayla yayılıyor” ifadelerini kullandı. Kor, savaşların insani sonuçlarının doğru anlaşılabilmesi için geçmişte farklı coğrafyalarda yaşanan olayların incelenmesi ve sivillerin karşı karşıya kaldığı ortak sorunların dikkate alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

Söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından Zahide Tuğba Kor’a plaket takdim edilmesi ve Kor’un kitaplarını öğrenciler için imzalamasıyla sona erdi.

20 Ekim 2026, Salı 49 kez görüntülendi