Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Sandıklı Meslek Yüksekokulu (MYO) ev sahipliğinde “Çocuk ve Medya” Paneli gerçekleştirildi.

Dijital gelişmelerin getirdiği avantajlar ve dezavantaj ayrıntılarının ele alındığı, Sandıklı MYO Öğr. Gör. Ayşe Gül Arıcan’ın yönetiminde düzenlenen panelde; Afyon MYO Görsel, İşitsel Teknikleri ve Medya Yapımcılığı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Fikret Aydın, Sandıklı Devlet Hastanesinde görevli Psikolog Duygu Uçman ile Kocatepe Gazetesi Muhabiri ve Köşe Yazarı Murat Arısoy konuşmacı olarak yer aldı.

“Dijital bağımlılık küresel bir sorun haline geldi”

Afyon MYO Görsel, İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Fikret Aydın, teknolojide yaşanan hızlı gelişmelerin toplum üzerindeki etkilerini ele aldığı konuşmasında teknolojinin hayatın pek çok alanını dönüştürdüğünü, bu değişimin özellikle çocuklar ve yetişkinler üzerinde çeşitli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Dijitalleşmenin beraberinde bazı yeni bağımlılık türlerini de gündeme getirdiğini söyleyen Aydın, “Günümüzde dijital bağımlılık, oyun bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı gibi yeni kavramlarla karşı karşıyayız. Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü bir sorun değil; dünyanın pek çok ülkesinde benzer problemler yaşanıyor ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılıyor” dedi. Bazı ülkelerde dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında farklı uygulamaların hayata geçirildiğine dikkat çeken Aydın, “Örneğin Güney Kore’de dijital bağımlılığa karşı internetsiz kamplar düzenlendiğini biliyoruz. Bu tür uygulamalar, teknolojinin bilinçli ve dengeli kullanımı konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor” diye konuştu.

“Ergenlerde onaylanma ve popüler olma ihtiyacı artıyor”

Sandıklı Devlet Hastanesinde görevli Psikolog Duygu Uçman ise sosyal medya ve dijitalleşmenin çocuklarda ve ergenlik dönemindeki gençlere farklı bir şekilde yansıdığını belirtti. Uçman, “Özellikle ergenlik yaşına gelen çocuklarda onaylanma ihtiyacı, kendini beğendirme ihtiyacı ve popüler olma isteğini görüyoruz. Ergenlik döneminden önceki çocuklarda ise ailelerin fiziksel temas ile bir durumu anlatmak yerine ekranı çocukla buluşturduğu biliniyor” dedi. Uçman, “Çocukların sosyal medyada zararlı bulduğumuz içeriklerden olumsuz etkilenmemesi için önce ailenin bilinçlenmesi gerekiyor. Ailenin ardından okulda medya okuryazarlığı konusunu üzerinde durmalıyız. Bunun yanı sıra psikologların desteği ile çocukların ruh sağlıklarını koruma amaçlı programlar yapılması da yararlı olacaktır” diye konuştu.

“Şiddet içeriklerinin basındaki yeri yeniden değerlendirilmeli”

 Kocatepe Gazetesi Muhabiri ve Köşe Yazarı Murat Arısoy ise basın-yayın kuruluşlarının şiddet haberlerine yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Öğrencilerin yaş ortalamasının yaklaşık 20 olduğunu hatırlatan Arısoy, geçmişte yapılan yayınların etkilerinin yıllar sonra dahi görülebildiğine dikkat çekti. Arısoy, “Gazetecilerin 2005 yılında yaptığı bir şiddet haberinin cezasızlık kavramıyla birleşmesi ve benzer haberlerin zamanla birikmesi, 20 yıl sonra farklı sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle şiddet içeriklerinin sosyal medya ve basında yer alış biçiminin yeniden düşünülmesi gerekiyor” dedi.

“Medya okuryazarlığı şiddet yayılımını önleyebilir”

Medya çalışanlarının medya okuryazarlığı konusunda eğitim almasının önemini vurgulayan Arısoy, “Şiddetin sosyal medya ve basında yayılmasını önlemenin ilk yolu; patronundan stajyerine kadar gazetecilik mesleğini icra eden herkesin medya okuryazarlığı eğitimi almasıdır. Ancak daha da önemlisi, gazeteciliğin toplum yararına yapılan bir meslek olduğunun farkına varılması ve bu bilincin meslek mensupları tarafından benimsenmesidir” dedi. Çocukların dijital dünyadaki haklarına ilişkin çeşitli çalışmaların bulunduğunu da kaydeden Arısoy, ‘Enstitü Sosyal’ tarafından hazırlanan bir bildirgenin bu konuda önemli bir kaynak olduğuna dikkat çekti. Arısoy, Millî Eğitim Bakanlığının da çocukların dijital dünyadaki hakları ve güvenliği konusunda bir rehber hazırladığını da ifade etti.

“Toplum yararına yayınlar teşvik edilmeli”

Şiddet içeriklerinin yayınlanmasına yönelik yaptırımların önemine da dikkat çeken Arısoy, “Ödül ve ceza birlikte uygulanmalı. Şiddeti olduğu gibi aktaran ve şiddet görüntülerini çocukların etkilenebileceği şekilde yayınlayan medya kuruluşları ciddi yaptırımlarla karşılaşmalı. Bunun yanında toplumun gelişimine katkı sağlayan yayınlar ve basın kuruluşları da teşvik edilmeli ve ödüllendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Panel, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesinin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

12 Mart 2026, Perşembe 51 kez görüntülendi