Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü tarafından “Uluslararası Göç ve Türkiye’ye Yansımaları” konulu seminer düzenlendi.
Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen seminere; İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Fişne ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.
“Her gönüllü göç bir zorunluluk barındırır”
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Atahan Demirkol; Türkiye’nin son 15 yılda karşı karşıya kaldığı göç dalgasını yönetme kapasitesine değinerek, “Göç” kavramının sadece ekonomik nedenlerle yapılan “gönüllü” bir eylem olarak kısıtlanamayacağını kaydetti. Her göçün arka planında itici bir gücün bulunduğunu belirten Demirkol, “Akademik perspektifte; eğitim veya sağlık gibi sebeplerle yapılan yer değiştirmeler bile aslında bireyi buna mecbur bırakan şartlardan kaynaklanıyor ve her gönüllü göç bir zorunluluk barındırıyor” ifadelerini kullandı.
“Göç veren ülkeden göç alan ülkeye dönüşüm”
Türkiye’nin göç tarihine ilişkin bilgi veren Demirkol, Türkiye’nin göç serüveninin zaman içerisinde farklı aşamalardan geçtiğini belirtti. Demirkol, bu dönüşümün hem iç dinamikler hem de uluslararası gelişmelerle şekillendiğini ifade ederek, “Türkiye, uzun yıllar ‘göç veren ülke’ konumunda yer aldı. 1961 yılında Almanya ile imzalanan iş gücü anlaşması sonrasında Türkiye’den Avrupa’ya yoğun bir işçi göçü yaşanmış, bu durum ülkemizin uzun süre göç veren bir ülke olarak anılmasına neden olmuştur” dedi. 1990’lı yılların ise önemli bir kırılma noktası olduğunu kaydeden Demirkol, bu dönemle birlikte Türkiye’nin göç alan bir ülkeye dönüşmeye başladığını ifade etti. Bölgesel krizler ve çevre coğrafyalarda yaşanan gelişmelerin Türkiye’ye yönelen göç hareketlerini artırdığını ifade eden Demirkol, Türkiye’nin bu süreçte yeni bir göç profiliyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.
“Türkiye’nin, yeniden göç verme eğilimi içerisine girdiği görülmekte”
Türkiye’nin zamanla göç rotası üzerinde stratejik bir konuma ulaştığını kaydeden Demirkol, “Özellikle Avrupa Birliği ile yapılan mutabakatlar sonrasında Türkiye, göç yolları üzerinde hem ‘transit ülke’ hem de bir anlamda ‘tampon ülke’ konumuna gelmiştir” dedi. Güncel verilere de değinen Demirkol, “2020 yılı sonrasında Türkiye’de göç dinamiklerinde yeniden bir değişim gözlemlendi. Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da yurt dışına yönelmesiyle birlikte Türkiye’nin yeniden göç veren bir eğilim içerisine girdiği görülmektedir” diye konuştu.
“Gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş”
Demirkol, 4,5 milyona ulaşan sığınmacı nüfusunun yüzde 98’inin kamplarda değil, kentlerde toplumla iç içe yaşamasının yönetilmesi en zor süreçlerden biri olduğunu kaydetti. Demirkol, “Hazırlıksız yakalanılan bu süreçte, 15 yılın sonunda büyük toplumsal bölünmeler yaşanmaması, Türkiye’nin göç yönetiminde başarılı bir politikaya evrildiğini kanıtlıyor. Bu, geç kalınmış ancak nihayetinde başarıya ulaşmış bir hikâyedir” dedi. Demirkol, güncel verilere göre ise Suriye’nin kuzeyinde sağlanan güvenli bölgelere yönelik “gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş” politikasının sonuç vermeye başladığını da sözlerine ekledi.
Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |






