Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından Felsefe ve Din Bilimleri Seminerlerinin dördüncüsü kapsamında “Dijitalleşen Dünyada Vicdanın Sosyolojik Dönüşümü” konulu seminer düzenlendi.

İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen seminere; İlahiyat Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mebrure Doğan ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.

“Bireyler, yalnızca kendi fikirdaşlarıyla iletişim kuruyor”

İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Büşra Kutluay Çelik, teknolojinin yalnızca araçları değil, insan ahlakını ve hakikat anlayışını da yeniden şekillendirdiğini belirtti. Çelik, dijital vicdanın, içsel ahlaki pusula olmaktan çıkarak; algoritmalar, sosyal medya normları ve dijital kalabalıklar tarafından yönlendirilen dışsal bir “performans” haline geldiğini belirterek, “Derin düşünmeye dayanan geleneksel yapının aksine, dijital vicdan, anlık ve refleksif tepkilerle hareket ediyor. Özellikle ‘slaktivizm’ yani tembel hareket kavramına göre bireyler, somut sorumluluk almak yerine sosyal medyada paylaşılan etiketler ve anlık tepkilerle vicdani bir rahatlama arayışına giriyor” dedi. Dijital izler vasıtasıyla kullanıcıları manipüle eden algoritmaların, toplumsal kutuplaşmayı ve empati yoksunluğunu artırdığını kaydeden Çelik, “Yankı Odaları ve Filtre Balonları nedeniyle bireyler, yalnızca kendi fikirdaşlarıyla iletişim kuruyor, bu da çevrim içi linç kültürünü ve siber zorbalığı besliyor. Albert Bandura’nın ‘Ahlaki Kopuş’ teorisine göre, dijital anonimlik insanları normalde meşru görmeyecekleri acımasız davranışlara sürüklüyor” diye konuştu.

“Ekran teması empati duygusunu zayıflatıyor”

Sosyolojinin kurucu isimlerinin teorileri üzerinden açıklamalarda bulunan Çelik, şunları kaydetti:

“Émile Durkheim’ın belirttiği kolektif bilincin parçalanarak ‘mikro vicdanlar’ üreten alt dijital topluluklara bölündüğünü görüyoruz. Max Weber’in ifade ettiği rasyonalizasyon süreciyle birlikte toplum bir ‘demir kafes’ içine girmiştir; günümüzde bireysel değer artık nitelikle değil, takipçi sayısı ve etkileşim gibi niceliksel verilerle ölçülmektedir. Georg Simmel’in dikkat çektiği metropol hayatındaki aşırı uyaran bombardımanı ise dijital dünyada katlanarak artmış, bu durum insanlarda ‘şefkat yorgunluğu’ ve trajedilere karşı duyarsızlaşma, yani ‘blasé’ bir tavır yaratmıştır. Harvard Üniversitesinden Nörobilimci Joshua Greene ve sosyal psikoloji alanında Patel’in yaptığı araştırmalar da ekran aracılığıyla kurulan iletişimde fiziksel temasın kesilmesinin empati duygusunu ciddi oranda zayıflattığını ve kararları mekanikleştirdiğini gözler önüne seriyor. Peter Berger’in ‘Kutsal Şemsiye’ teorisinde de durum benzerdir. Geleneksel olarak dinin ve ulemanın elinde olan ahlaki otoritenin yerini dijital dünyada influencer’lar ve algoritmalar almıştır. Bu durum, dini bilgiyi saniyelerle sınırlı yüzeysel bir içeriğe dönüştürerek derinliğini kaybettirmektedir.”

Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

20 Mayıs 2026, Çarşamba 17 kez görüntülendi