Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından “Geleceğin Meslekleri” temasıyla düzenlenen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında “Geleceğin Mesleklerinde Gastronomi” konulu söyleşi etkinliği düzenlendi.

M. Rıza Çerçel Kültür ve Sanat Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe konuşmacı olarak; AKÜ Turizm Fakültesi Arş. Gör. Nurullah Kart, Afyonkarahisar Belediyesi Gastronomi Birimi Temsilcisi Emirhan Kaba ve Kayra Börek Kurucusu İsmail Sözer katıldı. Söyleşide, gastronomi eğitimindeki yenilikçi yaklaşımlar, yöresel lezzetlerin küresel pazara açılma serüveni, değişen usta-çırak ilişkileri ve mutfak sanatlarında dijitalleşmenin etkileri ele alındı.

Akademik Dönüşüm ve Uygulamalı Eğitimin Gücü

Söyleşinin açılış bölümünde söz alan Arş. Gör. Nurullah Kart, AKÜ bünyesindeki Turizm ve Gastronomi Yönetimi programlarında uygulanan eğitim modelleri hakkında bilgiler paylaştı. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda eğitim müfredatlarının sürekli olarak güncellendiğini belirten Kart, özellikle yüzde yüz İngilizce eğitim veren Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünün sektörel bir gereklilikten doğduğunu belirtti. Geçmiş yıllarda aşçılık mesleğinin sadece mutfak sınırları içerisinde icra edildiğini ifade eden Kart, “Bundan 10-15 sene öncesine baktığımızda aşçılar sadece mutfakta üretim yapan kişilerdi. Gelen misafirlerle iletişim bugünkü kadar yoğun değildi. Ancak günümüzde bir aşçı sadece o ürünü üreten değil, aynı zamanda servisini ve tanıtımını yapan, misafirle birebir iletişim kuran bir elçiye dönüştü” dedi. Yaşanan değişimin mesleki İngilizce ihtiyacını zirveye taşıdığını belirten Kart, öğrencilerin dördüncü yarıyıldan itibaren anlaşmalı otellerde mesleki eğitime giderek turizm ve gastronomi dinamiklerini sahada bizzat deneyimlediklerini kaydetti.

Bir İletişim Dili ve Diplomasi Aracı Olarak Gastronomi

Gastronominin yalnızca bir geçim kaynağı veya beslenme ihtiyacı olmaktan çıkarak evrensel bir kavrama dönüştüğünü anlatan Kayra Börek Kurucusu İsmail Sözer ise sektörün artık bir uluslararası diplomasi aracı haline geldiğini belirtti. Sözer, gastronominin gücünü kısa süre önce Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinden verdiği bir örnekle şöyle açıkladı:

“Zirvede önde gelen Türk şeflerimizin hazırladığı menü öylesine büyük bir etki yarattı ki, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı bir yemeğin tarifini isterken, Fransa Cumhurbaşkanı şefimize Fransa’da bir restoran açmasını tavsiye etti. Tatlılarımızı deneyimleyen bir başka lider ise kendi ülkesinde mutlaka bir Türk pastanesi açılması gerektiğini söyledi. Bu durum, gastronominin ülkeler ve kültürler arasında ne denli güçlü bir köprü kurduğunun en büyük kanıtıdır.”

Geçmişte ustaların mutfaktan hiç çıkmadığını ve ürettikleri yemeğin hikâyesini anlatma gereği duymadıklarını belirten Sözer, yeni nesil şeflerin yemeğin tarihçesini, hangi coğrafyadan doğduğunu ve nasıl bir süreçten geçerek masaya geldiğini misafirlere aktarmak istediklerini ifade etti. Kendi işletmesinde de unlu mamullerin hikâyesini müşterilerle paylaştıklarını anlatan Sözer, bu hikâyeleştirme sürecinin insanlarda büyük bir merak ve farkındalık uyandırdığını kaydetti.

Yöresel Lezzetlerin Küresel Markalaşma Yolculuğu

Türkiye’nin zengin mutfak kültürünün dünya pazarına açılması gerektiğine inandığını belirten Sözer, İtalyanların pizza üzerinden kurduğu küresel hâkimiyeti örnek gösterdi. İtalyanların pizzayı “72 saat fermente edilmiş, glütensiz ve hazımsızlık yapmayan” bir ürün olarak başarılı bir hikayeyle dünya pazarına sunduklarını anlatan Sözer, Türkiye’nin yerel lezzetlerinin de benzer bir vizyona ihtiyaç duyduğunu söyledi. Afyonkarahisar bükmesinin, etli ekmeğin veya diğer bölgesel tatların sadece yerelde kalmaması gerektiğini söyleyen Sözer, “Nasıl ki bir kruvasan Fransa sınırlarını aşıp dünyanın her yerinde kafeleşebildiyse, bizim bükmemiz de yurt dışında başarılı bir franchise modeline dönüşebilir. Ancak bunun için ürünün altını doğru bir hikâye ile doldurmamız ve standartlarımızı korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yerel Yönetimlerin Vizyonu ve Gastronomide Yeni Kariyer Kapıları

Söyleşide yerel yönetimlerin sektöre katkılarını değerlendiren Afyonkarahisar Belediyesi Gastronomi Birimi Temsilcisi Emirhan Kaba, kendi kariyer yolculuğundan örnekler vererek gençlere seslendi. Sektöre 2014 yılında turizm meslek lisesinde başladığını, ardından lisans ve yüksek lisans eğitimleriyle hem pratik hem de teorik alanda kendini geliştirdiğini belirten Kaba, gastronomi eğitiminin çok geniş bir yelpazeye sahip olduğunu söyledi.

Afyonkarahisar’ın UNESCO tescilli bir gastronomi şehri olduğunu hatırlatan Kaba, unutulmaya yüz tutmuş yerel lezzetlerin ve coğrafi işaretli ürünlerin ulusal ve uluslararası arenada tanıtımı için yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. Kaba, “Gastronomi dendiğinde akla sadece aşçılık geliyor. Oysa yeme-içme sektörü var olduğu sürece bu alanın medya, iletişim, öğretmenlik, akademisyenlik ve işletmecilik gibi sayısız farklı boyutu var. Gençlerin bu alana sadece mutfak penceresinden değil, çok daha geniş bir vizyonla bakması gerekiyor” diye konuştu.

Söyleşi, AKÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sandıkçı’nın konuşmacılara teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.

16 Temmuz 2026, Perşembe 18 kez görüntülendi