Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanlığınca düzenlenen “Dijital Çağda Sosyal Medya, Gençler ve Aile İçi İletişim” konulu seminerde katılımcılarla bir araya geldi.
Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanlığı konferans salonunda düzenlenen seminere; MHP Afyonkarahisar İl Başkanı Adnan Kahveci, Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanı Mesut Çetinkaya ve MHP Afyonkarahisar İl Başkan Yardımcısı ve KAÇEP Başkanı Nesrin Çelik ile gençler ve aileler katıldı.
Yoğun katılımın olduğu seminerde değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Karakaş, teknolojinin ve dijitalleşmenin toplum ile aile üzerindeki dönüştürücü etkilerini anlattı. İnsanın alet yapan bir varlık olduğunu kaydeden Karakaş, buharlı makinenin icadıyla başlayan mekanik teknolojinin, mikroçiplerin ve fiber optik kabloların icadıyla elektronik ve dijital bir devrime dönüştüğünü belirtti. Karakaş, elektronik teknolojinin güçlü araçlarıyla yeni medya düzeni oluştuğunu ve bu düzeninin en önemli ayağını ise sosyal medya oluşturmaktadır. Sosyal medyanın, elinde akıllı telefonu bulunan herkesi birer yayıncıya dönüştürdüğünü belirtti. Karakaş, bu yeni teknolojinin sağladığı imkan ve araçların, insan yaşamına getirdiği kolaylıkların yanı sıra devasa sorunlar barındırdığını da kaydetti.
“Çocuklar sokaklardan ekranlara göç etti, sürgün hayatı yaşıyorlar”
Gençlerin dijitalleşmeden en yoğun şekilde etkilenen kesim olduğunu kaydeden Karakaş, 2010’lu yıllarla birlikte çocuklar ve gençlerin, dijitalleşmeden yoğun bir şekilde etkilenmeye başladıklarını, onların yaşam ve etkileşim alanlarının radikal bir şekilde değiştiğini ve yaşam alanlarını farklılaştıran büyük bir “göç” yaşandığını ifade etti. Gençlerin sokaklardan ve geleneksel oyun alanlarından koparak ekran başına taşındığını anlatan Karakaş, “Ben buna ‘çocuklar sürgünde’ diyorum. Araştırmalar, 2026 yılına geldiğimizde gençlerin yüzde 46’sının zamanının büyük bir bölümünü ekran karşısında geçirdiğini gösteriyor” dedi. Ekran bağımlılığının yol açtığı yıkıcı sonuçlara dikkat çeken Karakaş, antidepresan kullanım oranlarının hızla arttığını; anoreksiya (aşırı kilo alma kaygısı), cinsiyet disforisi (cinsel kimlik kargaşası ve gerilimi), aşırı yalnızlaşma (hikikomori) ve dopamin bağımlılığı (aşırı uyarılma) gibi sorunların giderek büyüdüğünü ifade etti. Sanal bahis tuzağına düşen pek çok kişinin ciddi borç yükü altına girdiğini söyleyen Karakaş, bu durumun ailelerin dağılmasına ve intiharlara yol açabildiğini belirtti. Karakaş, dijital mecraların kalabalıklar içinde yalnızlık yaratarak bireyleri gerçek dünyadan kopardığını söyledi.
“Sosyal medya kullanımı 16 yaşına kadar sınırlandırılmalı”
Gençleri dijital dünyanın olumsuzluklarından korumak için yasal ve toplumsal düzenlemelerin şart olduğunu kaydeden Karakaş, teknoloji kullanımının belirli kurallara bağlanması gerektiğini söyledi. Dünyada teknolojiyi üreten ülkelerin bu önlemleri almaya başladığını anımsatan Karakaş, “Çocuklarımız için akıllı telefon 14 yaşına kadar, sosyal medya kullanımı ise en az 16 yaşına kadar yasaklanmalı veya sınırlandırılmalıdır. Bu durum asla bir özgürlük sınırlaması olarak değerlendirilmemelidir. Bu, neslimizi garanti altına alma, onları sağlıklı bir şekilde gelişimlerini sağlayarak geleceğe daha güçlü bir şekilde hazırlama tedbiridir. Biz yetişkinlerin görevi, geleceği sağlıklı bir şekilde yeni nesillere miras bırakmaktır” diye konuştu.
“Kuşak çatışmaları derinleşti, dikte edici yöntemler işe yaramıyor”
Dijitalleşme ile birlikte yetişkinler ve gençler arasındaki kuşak çatışmasının şekil değiştirdiğine işaret eden Karakaş, bilgiye erişim hızının pergelin uçlarını iyice açtığını belirtti. X, Y, Z, Alfa, Beta gibi kuşak tanımlamalarının çatışmaların derinleşmesinden kaynaklandığını anlatan Karakaş, yeni nesle eski yöntemlerle yaklaşılamayacağını ifade etti.
Ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimde karşılaştıkları krizleri çok daha hassas yönetmeleri gerektiğini aktaran Karakaş, “Çocuklarınızla kriz yaşadığınızda ‘Ne halin varsa gör’ cümlesini kurmak oldukça tehlikelidir. Asla çocuğunuzdan vazgeçmeyin, ona ulaşacak, ruhuna dokunacak bir yol mutlaka bulursunuz. Çocukları uzaktan markaj yöntemiyle, onları boğmadan takip etmeliyiz. Çocuklarımızı arkadaşlarıyla, akranlarıyla bedenen ya da bilişsel yönden asla kıyaslamamalıyız. Kıyaslamalar, gencin dünyasında derin yaralar açar. İlla kıyaslayacaksanız, kendisiyle yarıştırın.” diye konuştu. Yeni neslin dikte edici ve doktriner yöntemleri sevmediğini sözlerine ekleyen Karakaş, çocuklara dayatma yapmak yerine onlarla birlikte yaşayarak, onların dünyasını anlama gayretiyle olumlu rol model olunması gerektiğini anlattı.
“Maddi gelişim maneviyatın önüne geçti”
Son yüzyılda teknolojik ve maddi gelişimin, manevi gelişimin çok önünde seyrettiğini anlatan Karakaş, bunun değerler dünyasında ciddi bir aşınmaya sebep olduğunu dile getirdi. Ailenin, toplumun temel yapı taşı ve beşeri sermayenin yegâne kaynağı olduğunu anımsatan Karakaş, şu ifadeleri kullandı:
“Mühendislerin ürettiği kadar sosyologların, ilahiyatçıların, eğitim bilimcilerin, siyaset bilimcilerin de değer üretmesi gerekiyor. Günümüzde aile kurumuna yönelik sinsi ve çok güçlü hücumlar ve tehditler var. Aile içinde sevgi büyüğe, saygı küçüğe düşer; bu iki değer tesis edildiğinde güven kendiliğinden oluşur. Rol model olarak internetteki fenomenleri değil, kendi içimizdeki olumlu figürleri öne çıkarmalıyız. Gençlerimizin yaşayabileceği her türlü sorunda sığınacakları ilk ve en güvenli limanın aileleri olduğunu onlara hissettirmeliyiz. Maneviyatı merkeze alan, İslam’ın evrensel mesajlarını barındıran kendi köklü aile yapımızı koruduğumuz sürece bu dijital fırtınadan sağlıklı bir şekilde çıkabiliriz.”
Seminer soru cevap kısmının ardından Ülkü Ocakları Afyonkarahisar İl Başkanı Mesut Çetinkaya’nın AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş’a hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |













