Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKİFAM) tarafından düzenlenen “İslami İktisadı ve Finansı Özel Oturumu” kapsamında, “Finansta Güven Arayışı ve İslami Sermaye Piyasaları” konulu konferans gerçekleştirildi.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen etkinlikte, DK Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Esma Karabulut, katılım esaslı sermaye piyasalarının işleyişi, faizsiz finansman araçları, küresel İslami finans sektöründeki gelişmeler ve yatırımcı güvenliği konularında bilgi verdi. Prof. Dr. M. Kemalettin Çonkar’ın moderatörlüğünü üstlendiği programda, geleneksel sermaye piyasaları ile katılım finans sistemi arasındaki farklılıklar, son dönemde yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler ve finansal piyasalarda denetimin önemi değerlendirildi.

Katılım finansında risk paylaşımı ve varlığa dayalı işlemler öne çıkıyor

Programın açılışında konuşan Prof. Dr. M. Kemalettin Çonkar, sermaye piyasalarının uzun vadeli fon arzı ve talebinin karşılaştığı ekonomik yapılar olduğunu belirterek, son dönemde yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin finansal piyasalarda güven konusunu yeniden gündeme taşıdığını söyledi. Katılım esaslı sermaye piyasalarının geleneksel finans sisteminden farklı ilkeler üzerine kurulduğunu ifade eden Çonkar, söz konusu farklılıkların özellikle yatırımcıların karşı karşıya kaldığı riskler açısından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Konuşmasına mesleki deneyimlerini paylaşarak başlayan Esma Karabulut ise katılım finans sektöründe 15 yıllık deneyime sahip olduğunu belirtti. Kuveyt Türk ve Emlak Katılım bünyesinde yatırım bankacılığı, uluslararası sermaye piyasaları, sukuk ihracı ve portföy saklama alanlarında görev yaptığını anlatan Karabulut, İslami sermaye piyasalarının Türkiye’de katılım esaslı sermaye piyasaları olarak adlandırıldığını söyledi. Karabulut, katılım finans sisteminin temelinde risk paylaşımı, varlığa dayalı sözleşmeler ve kâr-zarar ortaklığı bulunduğunu belirterek, finansal işlemlerin İslami finans ilke ve esaslarına uygun biçimde yürütülmesinin önemine değindi. Sistemde faiz, aşırı belirsizlik olarak tanımlanan “garar”, kumar niteliğindeki işlemler ve tarafların bilgi eksikliğinden yararlanılmasının kabul edilmediğini belirten Karabulut, özellikle finansal sözleşmelerin açık ve anlaşılır olmasının yatırımcıların korunması açısından önemli olduğunu ifade etti. Karabulut, son dönemde bazı yatırım fonlarında görülen olağan dışı fiyat hareketlerine dikkati çekerek, yüksek getiri beklentisinin yatırımcıların riskleri göz ardı etmesine yol açabildiğini söyledi.

“Küresel İslami finans sektörünün büyüklüğü 4,4 trilyon dolara ulaştı”

İslami finans sektörünün küresel ölçekte büyümeyi sürdürdüğünü belirten Karabulut, İslami Finansal Hizmetler Kurulunun (IFSB) 2026 yılı verilerine göre sektörün yaklaşık 4,4 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştığını aktardı. Karabulut, küresel İslami finans sektörünün yaklaşık yüzde 69’unu İslami bankacılığın oluşturduğunu, sukuk ve yatırım fonlarının toplam payının ise yüzde 29 düzeyinde bulunduğunu söyledi. Katılım esaslı sermaye piyasalarının gelişmesiyle birlikte geleneksel bankacılık dışındaki faizsiz finansman araçlarının sektörde giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti. İslami sermaye piyasalarında ürün çeşitliliğinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten Karabulut, geleneksel finans sistemindeki tahvil ve bonolara karşılık sukuk, hisse senetlerine karşılık katılım esaslı pay senetleri ile yatırım ve emeklilik fonlarının kullanılabildiğini anlattı.

Sukuk, varlığa dayalı finansman modeliyle geleneksel borçlanma araçlarından ayrılıyor

Konferansta sukuk olarak bilinen kira sertifikalarının işleyişini örneklerle açıklayan Karabulut, bu finansman aracının geleneksel tahvil ve bonolardan farklı olarak bir varlık, hizmet veya ticari faaliyete dayandırıldığını belirtti. Sukuk ihracında gayrimenkul, makine, teçhizat veya hizmet sözleşmelerinden doğan ekonomik değerlerin finansman amacıyla kullanılabildiğini anlatan Karabulut, yatırımcıların ilgili sözleşme ve ihraç yapısı çerçevesinde elde edilen getirilerden pay alabildiğini söyledi. Karabulut, Türkiye’de sukukun mevzuatta kira sertifikası olarak tanımlandığını belirterek, sahipliğe dayalı ve vekâlete dayalı modeller başta olmak üzere farklı ihraç yapılarının bulunduğunu ifade etti. Sukuk piyasasının uluslararası ölçekte önemli bir finansman kaynağı haline geldiğini belirten Karabulut, 2025 yılında küresel sukuk ihraçlarının 263 milyar dolar seviyesine ulaştığını, dolaşımdaki sukuk bakiyesinin ise yaklaşık 1,1 trilyon dolar olduğunu aktardı. Karabulut, Malezya, Suudi Arabistan, Endonezya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sukuk piyasasında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu, Türkiye’nin ise yaklaşık yüzde 3,28’lik payla beşinci sırada yer aldığını kaydetti.

Yeşil ve sürdürülebilir sukuk uygulamaları anlatıldı

Konferansta sürdürülebilir finansman araçlarına da değinen Karabulut, yeşil, sosyal ve mavi sukuk uygulamalarının çevresel ve toplumsal hedeflere yönelik yatırımların finansmanında kullanılabildiğini söyledi. Yeşil sukukun yenilenebilir enerji, elektrikli araç ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik projelerde değerlendirilebildiğini belirten Karabulut, sosyal sukukun toplumsal kalkınma projelerine, mavi sukukun ise deniz ve su kaynaklarının korunmasına yönelik faaliyetlere finansman sağlayabildiğini ifade etti. Emlak Katılım bünyesinde görev yaptığı dönemde Türkiye’nin ilk yeşil sukuk ihracını gerçekleştirdiklerini belirten Karabulut, bu kapsamda güneş ve rüzgâr enerjisi ile elektrikli araç finansmanı gibi alanlarda projelerin desteklendiğini anlattı. Karabulut, sürdürülebilir finansman uygulamalarında yalnızca kaynak sağlanmasının yeterli olmadığını, yatırımların çevresel ve sosyal etkilerinin ölçülmesi ve raporlanmasının da önem taşıdığını ifade etti.

Finansal piyasalarda denetim ve şeffaflığın önemi vurgulandı

Konuşmasının son bölümünde yatırımcı güvenliği ve finansal piyasalardaki denetim mekanizmalarını değerlendiren Karabulut, bazı şirketlerin sukuk yükümlülüklerini yerine getirememesinin piyasaya duyulan güveni olumsuz etkilediğini belirtti. Sukuk ihraçlarında dayanak varlıkların niteliğinin, sözleşme yapısının ve yatırımcı haklarının açık biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Karabulut, finansal araçların İslami finans ilkelerine uygun olarak yapılandırılmasının tek başına yeterli olmadığını, etkin denetim ve gözetim mekanizmalarının da işletilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, özellikle şirketlerin yükümlülüklerini yerine getiremediği durumlarda yatırımcıların haklarını koruyacak hukuki ve finansal yapıların önem kazandığını belirterek, sermaye piyasalarında güvenin sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri olduğunu ifade etti.

Konferansta ayrıca katılım esaslı yatırım fonlarının gelişimi, bireysel emeklilik sistemindeki faizsiz yatırım araçlarının payı ve sermaye piyasalarında ürün çeşitliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı.​

21 Ekim 2026, Çarşamba 33 kez görüntülendi