Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF), İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKİFAM) ve İslam İktisadı ve Finans Topluluğu tarafından düzenlenen “İslami İktisadı ve Finansı Özel Oturumu” kapsamında “Jeoekonomi ve Jeofinans Perspektifinden İslam Ekonomisi ve Finansı” konferansı gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Yeni Şafak Gazetesi Yazarı ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Dinç konuşmacı olarak katıldı. Konferansın moderatörlüğünü Prof. Dr. M. Kemalettin Çonkar üstlendi. Programa İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, Mali İşler ve Kaliteden Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsa Sağbaş, AKİFAM Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Öztürk, akademik personel ve öğrenciler katıldı.

“Jeoekonomi, ekonomi, güç ve güvenlik çalışmalarıdır”

Jeoekonomi ve jeofinans kavramları, İslam ekonomisi ve finansının ekonomik güvenlik açısından taşıdığı önem ile Türkiye’nin küresel finans sistemindeki konumu değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Dinç, İslami finansın Türkiye’nin geleceğinin finansmanında stratejik bir araç olarak kullanılabileceğini söyledi. Jeoekonomi kavramını açıklayan Prof. Dr. Yusuf Dinç, ekonomi, güç ve güvenlik arasındaki ilişkinin bu alanın temelini oluşturduğunu belirtti.  Jeoekonominin enerji, ticaret, değerli madenler, kritik elementler, ticaret koridorları, boğazlar, geçiş güzergâhları ve teknolojik yatırımlar gibi başlıklarla ilgilendiğini ifade eden Dinç, “Önemli ticaret koridorlarının kontrolü, geçişler, boğazlar gibi geçişlerin kontrolü, yeni dünya anlamındaki yatırımların ve teknolojilerin kontrolü jeoekonominin konusudur” diye konuştu. Jeoekonomik araçların ülkelerin ekonomik hareket alanını etkilediğini kaydeden Dinç, “Tarifeler var, reyting kurumları var, MSCI gibi endeksleme kurumları var. Bunlar doğrudan jeoekonomik enstrümanlar. Bazı kotalar ve yaptırımlar da jeoekonominin önemli araçları arasında görülüyor” ifadelerini kullandı.

“Müslümanların ekonomik güvenliği İslami finanstan geçiyor”

İslam ekonomisi ve finansının yalnızca alternatif bir finans modeli olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Dinç, bu alanın Müslüman toplumların ekonomik güvenlik arayışıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Dinç, “Müslümanların ekonomik güvenliği İslami finanstan geçiyor” dedi. İslam ekonomisinin sürekli gelişen bir entelektüel tartışma alanı olduğunu ifade eden Dinç, “İslam iktisadı dediğiniz şeyin uygulaması var mı evet var ki bu da İslami finans.  Bu, entelektüel bir tartışma alanı olarak hep gelişecek” şeklinde konuştu. İslami finansın finansal sistemin oluşturabileceği risklere karşı bir güvenlik arayışı olduğunu belirten Dinç, “Finans sistemi aleyhimize olabilir. Aleyhimize kullandığı birçok durumlar da var” değerlendirmesinde bulundu.

İslam ekonomisi çalışmalarının tarihsel boyutu

İslam ekonomisi çalışmalarının, iktisadın yalnızca dışarıdan alınmış bir bilgi alanı olmadığını ortaya koyduğunu ifade eden Dinç, Doğu ile Batı arasındaki bilgi aktarımının daha fazla araştırılması gerektiğini söyledi. Dinç, “Şu ana kadar başardığımız şey, iktisadın bize ithal bir şey olmadığı bilgisine ulaşmaktır” ifadelerini kullandı. Bilginin farklı medeniyetler arasında aktarıldığını belirten Dinç, “Bütün entelektüel düşünce, bütün dünyadaki kapasite aslında Doğu ile Batı arasında bir döngü içinde gelişmiş. Biz şimdi bunun köklerini buluyoruz” dedi. İslam ekonomisinin gelecekte kapitalist sistemin ardından ekonomiyi yeniden anlama çabalarına katkı sunabileceğini ifade eden Dinç, “Kapitalizmin bittiği kabul edildiğinde biz nasıl dünyayı anlamalıyız, ekonomiyi nasıl anlamalıyız, iktisadı nasıl anlamalıyız üzerine bir fikir verecek” diye konuştu.

“İslam finansını jeofinansal bir enstrüman olarak kullanabiliriz”

Türkiye’nin yeni dünya düzenine uyum sürecinin yüksek miktarda finansman gerektirdiğini belirten Dinç, İslami finansın bu süreçte stratejik bir kanal olabileceğini ifade etti. Dinç, “Bu İslam finansı, bir jeofinansal enstrüman olarak, yani ekonomik güvenliğimizin bir kanalı olarak kullanılabilirse, gelecek adına daha yüksek bir umut taşıyabiliriz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de İslami finansın bankacılık, sermaye piyasaları, sigorta ve alternatif finansal araçlarla birlikte yaklaşık 200 milyar dolarlık bir endüstri oluşturduğunu belirten Dinç, dünyadaki yaklaşık 5 trilyon dolarlık İslami finans ağıyla yeterli bağlantı kurulamadığını söyledi. Dinç, “Bu 5 trilyonu Türkiye’ye taşımak için Türkiye’nin bir sektör sahibi olduğunu iddia etmesi lazım. Bunu da yapmak için Türkiye’nin bir kanun yapması lazım” dedi.

İslami finans kanunu ve kurumsal yapı çağrısı

İslami finans alanında kapsamlı bir hukuki ve kurumsal çerçeveye ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Dinç, bu alandaki norm, kurum, araç ve yönetişim mekanizmalarının bir araya getirilmesi gerektiğini söyledi. Dinç, “Birileri bu işi güzel yapmaya çalışıyorlar. ‘Ben niye size güveneyim ki?’ Bu işi sana güzel yaptıracak bir çerçeveyi ben çizebilirim. Ona kanun deniyor” ifadelerini kullandı. İslami finansla ilgili kurum ve uygulamaların farklı ülkelerde dağınık biçimde bulunduğunu belirten Dinç, Türkiye’nin bu yapıları bir araya getiren bir merkez olabileceğini söyledi. Dinç, “Dünyanın birçok ülkesinde İslam finans kanunu var. Belli normlar, belli kurumlar, belli araçlar ve organlar var” diye konuştu.

Türkiye’nin geleceğini finanse edebilmesi için İslami finansın daha güçlü bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade eden Dinç, “Türkiye’nin yeni dünya düzenine adaptasyonunun finansmanı, bugünden itibaren en büyük meselemizdir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin finans merkezi potansiyeli

Türkiye’nin tarihsel olarak ticaret ve finans merkezi olma mirasına sahip olduğunu ifade eden Dinç, İstanbul’daki Kapalıçarşı’nın bu mirasın önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. Dinç, “Biz neredeyse 500 yıldır bir finans merkezine sahibiz. Yalnız bunun içini biraz anlamlarla doldurmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kapalıçarşı ile Ataşehir’deki finans merkezinin birbirinden kopuk değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dinç, “Ataşehir’i Kapalıçarşı ile buluşturabilirsek bence Türkiye’nin hikâyesi değişebilir” dedi. Türkiye’nin tarihinden önemli bir ticaret ve finans mirası devraldığını söyleyen Dinç, “Biz tarihimizden finansal bir merkez mirası, ticarette bir merkez mirası, bir koridor mirası, kalkınma yolu mirası, İpek Yolu ve Baharat Yolu mirası alıyoruz” diye konuştu.

Konferans, soru-cevap bölümünün ardından plaket takdimi ile sona erdi.

02 Kasım 2026, Pazartesi 28 kez görüntülendi