Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından “Geleceğin Meslekleri” temasıyla düzenlenen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Geleceğin Hukuk Meslekleri” söyleşisinde; üniversite adayı öğrenciler, akademisyenler, sektör temsilcileri ve mezunlarla buluştu. Söyleşide; yapay zekânın hukuk alanına etkileri, hukuk eğitiminin geleceği ve hukukçular için yeni kariyer fırsatları ele alındı.
M. Rıza Çerçel Kültür ve Sanat Merkezi Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir ile birlikte öğrenciler katıldı. Etkinliğin moderatörlüğünü AKÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Hakan Kaşka üstlenirken, Hukuk Fakültesi mezunları Av. Ceren Tepekaya Öztürk ile Hukuk Sınıfı Subayı Murat Ege deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
Programda konuşan AKÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Hakan Kaşka, hukukun hayatın her anında var olan dinamik bir yapı olduğunu belirterek, hukuk kurallarının dijitalleşen dünyadaki yerine dair değerlendirmelerde bulundu. Kıta Avrupası hukuk sisteminde hukukun büyük oranda kanunlaştırıldığını belirten Kaşka, “Hukuktan arındırılmış saha olmadığı müddetçe ilgili hukuki meselede mutlaka bir düzenleyici işlemle karşılaşırsınız. Önemli olan mevzuat metnini öğrenmek değil, ona nerede ve nasıl erişeceğinizi bilmektir. Günümüzde teknolojik gelişmeler, bizi yalnızca bilgiye nerede ulaşabileceğinizin cevabını vermenin yeterli olduğu bir eğitime götürüyor” dedi.
“Hukukçular, yapay zekâ karşısında en müsterih meslek gruplarındandır”
Yapay zekâ teknolojilerinin hukuk alanındaki kullanımı hakkında bilgi veren Kaşka, bilginin teyit edilmesinin kritik bir süreç olduğunu ifade ederek, “Yapay zekâ süreci çok hızlı bir noktaya eviriyor. Herhangi bir bilgiye anında ulaşıyorsunuz ancak bilginin doğrulanması meselesi karşımıza çıkıyor. Örneğin bir dava dilekçesi hazırlarken yapay zekâ, var olmayan içtihatları kaynak gösterebiliyor. Hukuki meselelerin çözümü salt bir programlama işi değildir; işin içine insanın farklı bir yönü olan duyguları ve takdir yetkisi girer. Bilginin her aşamada teyit edilmesi gerektiği için yapay zekâ karşısında belki de en müsterih olması gereken meslek grubu hakimlik, savcılık ve avukatlıktır” diye konuştu.
“AKÜ Hukuk Fakültesi, devlet üniversiteleri arasında 6. sırada”
AKÜ Hukuk Fakültesinin elde ettiği başarılara ve öğrenci odaklı eğitim yaklaşımına değinen Kaşka, “Kurum kültürü, fakültenin en güçlü yanlarından biridir. ÖSYM tarafından yapılan Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda devlet üniversiteleri arasında 6. sırada, vakıf üniversiteleri dâhil tüm üniversiteler arasında 10. sıradayız. Bu başarıların güçlü akademik kadromuzla birlikte artarak devam edeceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Yapay zekâ asistan olarak faydalı ancak tek başına yeterli değil”
Etkinlikte serbest avukatlık deneyimlerini aktaran AKÜ Hukuk Fakültesi mezunu Avukat Ceren Tepekaya Öztürk, teknolojik gelişmelerin meslek pratiğindeki kolaylıklarından bahsetti. Hukuk programlarının ve yapay zekânın karar arama, dosya takibi gibi konularda bir asistan görevi gördüğünü belirten Öztürk, “Son dönemde özellikle yapay zekâdan çok sık faydalanıyoruz. Ancak yanılma payı da oldukça yüksek. Yapay zekâya güvenerek dava açan bazı vatandaşların yanlış davalar açtığına, usulü bilemediği için mağduriyet ve yüklü karşı vekalet ücretleriyle karşılaştığına tanık oluyoruz. Bu nedenle teknolojiden faydalanıyoruz ancak süreçleri tamamen yapay zekâya teslim etmemiz mümkün görünmüyor” ifadelerini kullandı.
“Öğrenci-akademisyen iletişimi en büyük avantajımız”
Av. Ceren Tepekaya Öztürk, Hukuk Fakültesinin öğrenci odaklı eğitim anlayışının meslek hayatına önemli katkılar sağladığını ifade ederek, “Akademisyenlerle güçlü iletişim kurabiliyoruz. Öğretim üyelerimizin kapıları her zaman bizlere açıktı. Bu yakın iletişim sayesinde yalnızca eğitim sürecinde değil, mezuniyet sonrasında da hocalarımızla bağımız devam etti. Bugün hâlâ aynı sıcaklıkla karşılanıyoruz. Bu yönüyle AKÜ Hukuk Fakültesi kendimi şanslı hissettiğim bir eğitim ortamı sundu” dedi. Fakültenin butik yapısının önemli bir avantaj olduğunu vurgulayan Öztürk, öğrenci sayısının sınırlı olmasının akademisyenlerle birebir iletişim kurulmasına ve nitelikli eğitim alınmasına katkı sağladığını da sözlerine ekledi.
“Avukatsız yürütülen davalarda hak kayıpları yaşanıyor”
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Hukuk Sınıfı Subayı olarak görev alan Murat Ege ise hukuki sürecin profesyoneller tarafından yürütülmesinin gerekliliğini anlattı. Bir davanın usul ve esas yönünden uzmanlık gerektirdiğini söyleyen Ege, “Bir kanun gerekçesini hukukçu kimliğiyle çok rahat yorumlayabiliyoruz ancak eksik bilgilerle bunu yapmaya çalışan bir vatandaş davasını kaybedebiliyor. Sosyal hayatta avukata ihtiyaç duyulmadan, vekalet ücretinden kaçınarak yürütülen davalarda hep bir eksik husus ortaya çıkıyor ve usulden ret gibi sonuçlarla vatandaşın hakkı ortadan kaybolabiliyor. Temsil etme yönü, avukatlık mesleğinin en temel ve özel yönüdür” dedi.
“AKÜ’de güçlü bir aidiyet kültürü var”
Hukuk Sınıfı Subayı Murat Ege de farklı üniversitelerde edindiği eğitim deneyimlerini karşılaştırarak, AKÜ Hukuk Fakültesinin öğrenci-akademisyen ilişkileri bakımından kendisinde ayrı bir yer edindiğini ifade etti. Fakültede akademisyenlerle yalnızca derslerde değil, sosyal ve akademik birçok etkinlikte bir araya geldiklerini belirten Ege, bu samimi ortamın öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimine önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. AKÜ Hukuk Fakültesini bilinçli olarak tercih ettiğini ifade eden Ege, “Fakültemizi her zaman sahiplendim. Bugün de benden sonra gelecek öğrencilere elimden gelen desteği vermeye hazırım” diye konuştu.
Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |











