Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi ve Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet Topluluğu (ADEM) tarafından “ElifBa’dan Alfabe’ye; Alfabe’den Abece’ye Türkçe’nin Kültür Yolculuğu ” temalı söyleşi düzenlendi.

Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı Kütüphanesi Konferans Salonunda düzenlenen söyleşiye; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Koçak, Fen Edebiyat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Delice ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.

Moderatörlüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Günaydın’ın yaptığı söyleşide; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilbilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi konuşmacı olarak yer aldı.

“Türkçe, tarih boyunca çeşitli dil ve yapı arayışında olmuştur”

Söyleşinin açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Hacı İbrahim Delice, Türkçenin tarih boyunca çeşitli dil ve yapı arayışları içinde olduğunu belirtti. Bu arayışların en başında alfabe meselesinin geldiğini söyleyen Delice, “Türkçenin alfabe arayışı gönüllülük çerçevesinde aydınların kendi tercihleriyle değişkenlik gösterirken, son alfabemiz belirleyici bir iradenin sonucunda arayışını tamamlamıştır. Bu süreci ve Türkçenin yazı dili oluşumunu alanın en yetkin isimlerinden biri olan Prof. Dr. Hayati Develi’den dinlemek bizler için büyük bir kıymettir” dedi.

“Batılılaşma çabaları, Cumhuriyet dönemiyle sınırlı değil”

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilbilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi, alfabe tartışmalarının ve Batılılaşma çabalarının Cumhuriyet dönemiyle sınırlı olmadığını, köklerinin III. Selim ve Tanzimat dönemine kadar uzandığını belirtti. Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyılın sonlarından itibaren karşılaştığı askerî ve teknik gerilemeye çözüm ararken modernleşme adımları attığını ifade eden Develi, eğitim ve bürokrasideki tıkanıklıkların alfabe ıslahı tartışmalarını kaçınılmaz kıldığını söyledi. Develi, “Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar Ahmet Cevdet Paşa, Şinasi ve Ahundzade gibi pek çok aydın, Arap harflerinin Türkçe üzerindeki ses uyumsuzluklarını ve matbaadaki dizgi güçlüklerini tartışmıştır. Enver Paşa’nın harfleri ayırarak yazdırma denemesi (hurûf-ı munfasıla) gibi arayışların da bu ihtiyacın bir sonucu olduğunu göstermektedir” dedi.

“Bir gecede bilgi birikimi yok olmadı ancak nesiller arası kopuş yaşandı”

Kamuoyunda sıkça dile getirilen “Bir gecede cahil kaldık” söylemini değerlendiren Prof. Dr. Develi, “Harf İnkılabı’nın gerçekleştiği dönemde okuryazar olan yetişkin nesil, bildiklerini unutmadı. İsmet İnönü gibi devlet adamları dahi ömür boyu eski harflerle not tutmayı sürdürmüştür” dedi. Asıl kırılmanın 1950’li yıllardan sonra ortaya çıktığına işaret eden Develi, “Eski harfleri hiç öğrenmemiş, yalnızca Latin esaslı alfabeyle yetişmiş kuşaklar mezar taşlarını, dedelerinden kalan mektupları ve klasik edebiyat metinlerini doğrudan okuyamaz hâle geldi. Okuma yazma oranının hızla artırılamaması ve eğitimin yaygınlaşmasındaki gecikmeler de eklenince, kendi kültür mirasını tanıma noktasında bir kopukluk meydana geldi” diye konuştu.

“Dil devrimi ve kavram dünyasındaki daralma”

Harf İnkılabı ile Dil Devrimi arasındaki ilişkiye de değinen Develi, dilde aşırı özleştirmeciliğin bir dönem iletişimi zorlaştırdığını, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu durumu fark ederek Güneş Dil Teorisi üzerinden yaşayan Türkçeyi korumaya dönük bir denge aradığını belirtti. Atatürk’ün “Kitap, kâtip, mektup benimdir; diğerleri Arab’ın” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Develi, “Kelimelerin kökenine bakılmaksızın asırlarca Türkçenin potasında eriyip kültürel göndermeler kazanan söz varlığının terk edilmesi dili fakirleştirmiş ve genç nesillerin klasik Türk edebiyatı metinlerini anlamasını güçleştirmiştir” ifadelerini kullandı.

Söyleşi, soru cevap bölümünün ardından AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker’in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilbilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi’ye plaket takdim etmesiyle sona erdi.

06 Kasım 2026, Cuma 38 kez görüntülendi