Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı tarafından “Ulusal Bilinç ve Evrensel Barış Ekseninde Atatürk’ü Anlamak” konulu panel düzenlendi.
Erdal Akar Konferans Salonunda düzenlenen akademik, idari personel ve öğrencilerin katıldığı panelin moderatörlüğünü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Hüseyin Biçer yaparken panelde; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığından Öğr. Gör. Gülden Yürektürk ve Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığından Öğr. Gör. Dr. Mustafa Abdullah Kündeyi konuşmacı olarak yer aldı.
“Cumhuriyet bir tecrübenin ve sürecin sonucudur”
Panelin moderatörlüğünü yapan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Hüseyin Biçer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kolay kazanılmadığını belirterek, “Bu vatanın, bu milletin, bu toprakların ve bu devletin bizlere altın tepside sunulmadığını ifade etmek gerekir. Devletimiz adeta bir ateş çemberinden çıkarak var olmuştur. Cumhuriyet bir tecrübenin ve sürecin sonucudur; bizlere düşen görev ise emanet edilen bu değere sıkı sıkıya sahip çıkmaktır” dedi.
“Millet kavramı sadece soy bağına dayandırılmamıştır”
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığından Öğr. Gör. Gülden Yürektürk, “Ulus Devletin İnşası: Atatürk’ün Tarih ve Millet Mefkûresi” başlıklı bir sunum yaptı. Bir devleti ayakta tutan asıl gücün ortak tarih ve birlikte yaşama iradesi olduğunu vurgulayan Yürektürk, Atatürk’ün cumhuriyeti kurarken benimsediği millet tanımının kapsayıcı niteliğine dikkat çekti. Atatürk’ün millet anlayışında Ziya Gökalp ve Ernest Renan’ın düşüncelerini harmanlayarak somutlaştırdığını belirten Yürektürk, “Mustafa Kemal, millet kavramını sadece soy bağına dayandırmamıştır. 1924 Anayasası ve 1930’daki ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ ifadesi bunun en somut göstergesidir. Buradaki milliyetçilik yayılmacı veya romantik değil; Misak-ı Millî ve bağımsızlık esasına dayalıdır” dedi.
“Ortak tarih, aidiyet zemini sunar”
Tarih bilincinin ve Türk Tarih Tezi’nin önemine de değinen Yürektürk, Balkan Savaşları ve işgal yıllarında yaşanan toplumsal travmanın aşılmasında ortak tarihin bir aidiyet zemini sunduğunu belirtti. Yürektürk, “Batı merkezli “Barbar Türk” algısına karşı Türk milletinin medeniyete katkılarını ortaya koyması bir gereklilik haline gelmiş ve Tevhid-i Tedrisat’tan Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumuna kadar atılan adımlar, bu milli kültür inşasını hedeflemiştir” diye konuştu.
“Atatürk’ün barış vizyonu, pasif bir bekleyiş değildir”
Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığından Öğr. Gör. Dr. Mustafa Abdullah Kündeyi ise “Yurtta Sulh Cihanda Sulh: Atatürk’ün Barış Vizyonu ve Evrensel Mirası” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Atatürk’ün yaklaşık 20 yılını cephelerde geçirdiğini hatırlatan Kündeyi, barışın kıymetini en iyi bilen liderlerden biri olduğunu kaydetti. Atatürk’ün savaş için “Milletin hayatı tehlikede değilse cinayettir” sözünü hatırlatan Kündeyi, “İzmir’de önüne serilen Yunan bayrağını kaldırtması veya Çanakkale’de hayatını kaybeden yabancı askerlerin annelerine yazdığı mektup, onun derin vicdan ve empatisinin bir göstergesidir” dedi.
“İç barış olmadan dış barış korunamaz”
İç barış olmadan dış barışın korunamayacağını söyleyen Kündeyi, “Yurtta barış; adaletin, hukukun üstünlüğünün, kadın-erkek eşitliğinin ve okumanın tesis edilmesiyle mümkündür. Cihanda barış ise milletleri bir vücudun uzuvları gibi gören evrensel bir bakış açısıdır. Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi, Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Hatay meselesinin diploması yoluyla çözülmesi bu barışçı politikanın neticeleridir” ifadelerini kullandı.
Günümüzde Orta Doğu, Karadeniz ve Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyada yaşanan çatışmalara da işaret eden Kündeyi, sözlerini şöyle tamamladı:
“Atatürk’ün barış vizyonu pasif bir bekleyiş veya bir boyun eğme değildir; askeri caydırıcılığın farkında olan ve bağımsızlığa titreyen bir duruştur. Bugün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünü yalnızca duvarlara asmakla yetinmeyip hayatın her alanında yaşatmalı ve gelecek nesillere aktarmalıyız.”
Panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
![]() |
![]() |
![]() |




