Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü tarafından “Bilgi Düzensizlikleri: Dezenformasyon ve Komplo Teorileri” konulu konferans düzenlendi.

Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans salonunda düzenlenen ve konuşmacı olarak Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. Dr. Durukan Ayan’ın yer aldığı etkinliğe; İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, Bolvadin Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Fişne ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.

Konferansın açış konuşmasını yapan Bolvadin Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Fişne, toplumsal katkı faaliyetleri kapsamında düzenlenen etkinliğin zamanlamasının çok yerinde olduğunu söyledi. Fişne, “İran, İsrail ve ABD arasındaki gerilim nedeniyle her taraftan çok sayıda iddia ortaya atılıyor. Bu iddiaların bir kısmının daha sonra yanlış ya da dezenformasyon olduğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle arkadaşlarımızın ele aldığı konu hem güncel gelişmelerle örtüşmesi hem de dezenformasyonun nasıl ortaya çıktığını göstermesi açısından oldukça anlamlı” dedi.

“3 tür bilgi düzensizliği”

Açış konuşmasının ardından Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. Dr. Durukan Ayan, “Bilgi Düzensizlikleri: Dezenformasyon ve Komplo Teorileri”ni anlattı. Üç tür bilgi düzensizliği olduğunu kaydeden Ayan, “Bunlardan ilki mezenformasyondur. Mezenformasyon, herhangi bir kasıt olmadan, hata veya dikkatsizlik sonucu yanlış bilginin paylaşılmasıdır. Bir diğer bilgi düzensizliği türünde ise kişisel bilgilerin ele geçirilmesi, özel hayatın ihlal edilmesi veya intikam amacıyla yapılan paylaşımlar gibi durumlar yer alır. En tehlikeli bilgi düzensizliği ise dezenformasyondur. Dezenformasyon, bilginin yanlış olduğunun bilinmesine rağmen insanları yönlendirmek ve manipüle etmek amacıyla kasıtlı olarak yayılmasıdır” dedi.

“Komplo teorilerinin temelinde gizli aktörler ve kasıtlı planlar vardır”

Komplo teorilerinin, bir bilgi türünden çok “doğruluk iddiası” taşıyan bir açıklama biçimi olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Ayan, “Komplo teorileri; olayları ve olguları gizli gerçekler, gizli aktörler ve birbirleriyle bağlantılı semboller ya da işaretler aracılığıyla açıklamaya çalışır. Bu yaklaşımda neden–sonuç ilişkileri çoğu zaman iyi ile kötü arasındaki bir mücadeleye dayandırılır. Olayların arkasında, kötü niyetli ve gizli aktörlerin kasıtlı planları olduğu iddia edilir ve gelişmeler bu tür komplolarla ilişkilendirilir. Bu bakış açısı genel olarak komploculuk olarak adlandırılan bir çerçeve içinde ele alınır” diye konuştu. Komplo teorilerinin literatürde öne çıkan bazı temel özellikleri bulunduğunu kaydeden Ayan, şunları söyledi:

 “Öncelikle, bu teorilerde genellikle halktan gizlenen, kapalı kapılar ardında işleyen bir mekanizmadan söz edilir. Bu mekanizma içinde gizli aktörlerin planlar yaptığı ve olayları yönlendirdiği iddia edilir. İkinci özellik düalizm olarak ifade edilir. Bu yaklaşımda dünya, mutlak iyi ile mutlak kötü arasında süregelen bir mücadele alanı olarak tasvir edilir. Üçüncü özellik ise niyetçilik, yani olaylara belirli bir amaç atfetme eğilimidir. Bu bakış açısına göre hiçbir olay tesadüf değildir; her gelişme kötü niyetli bir planın veya gizli bir aktörün bilinçli müdahalesinin sonucu olarak görülür. Dördüncü özellik sembolizmdir. Komplo teorilerinde çeşitli semboller, işaretler ve gizli mesajlar olduğuna inanılır ve bu sembollerin olaylar arasındaki gizli bağlantıları ortaya koyduğu düşünülür. Bir diğer özellik ise komple teorilerin aslında önemli özelliklerinden bir tanesi yanlışlanmaya kapalı olmalarıdır.”

“Sosyal medyadaki bilgiyi doğrulamadan inanmayın”

Komplo teorilerinin ve dezenformasyonun yoğun olduğu bir dönemde yapılması gerekenleri anlatan Ayan, şunları söyledi:

“Öncelikle epistemik tembellikten uzak durmak önemlidir. Yani sosyal medyada karşımıza çıkan hazır ve hızlı tüketilen bilgilere hemen inanmak yerine, analitik düşünme becerilerimizi geliştirmeli ve eleştirel düşünmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Yanlış bilgiyle mücadelede en etkili yöntemlerden biri farklı kaynaklardan doğrulama yapmaktır. Özellikle sosyal medyada veya haber sitelerinde bir kişinin söylediği iddia edilen sözlerle karşılaştığımızda, bu bilgilerin gerçekten doğru olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Örneğin bir siyasi liderin açıklama yaptığı iddia edildiğinde, resmi kurumların ve yetkili kaynakların açıklamalarına bakmak doğrulama açısından önemli bir adımdır. Bunun yanı sıra çeşitli doğrulama mekanizmaları da bulunmaktadır. Ancak bu kaynakları da tek başına kesin doğru kabul etmek yerine, bilgiyi farklı kaynaklarla karşılaştırarak değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca uluslararası düzeyde geliştirilen bazı projeler de bu alanda destek sağlamaktadır. Örneğin MIT’de geliştirilen debunkbot adlı proje, komplo teorilerinin yayılmasını önlemeye yönelik bir yapay zekâ uygulamasıdır.”

Konferans, soru cevap bölümün ardından sona erdi.

12 Mart 2026, Perşembe 46 kez görüntülendi